CUMHUR İTTİFAKI DENKLEMİNDE ‘YENİ TÜRKİYE’

Türkiye’nin siyasi tarihinde yeni bir dönem başlatan seçim ittifakları düzenlemesi, halkı AK Parti ve MHP arasında kurulan ‘Cumhur İttifakı’ ile tanıştırdı. Yakın gelecekte ülke siyasetinin rotasını tayin edecek olan seçim ittifakları düzenlemesiyle hukuki zemine oturan ittifaklar, siyasi partilerin seçim politikalarını tepeden tırnağa revize etmelerini gerektiriyor. Zira her seçimde yaşanan zorlu yarışın yeniden belirlenen kuralları, parti kimliklerinden çok savunulan değerleri ön plana çıkarıyor.
Posted on Mayıs 22, 2018, 1:22 pm
FavoriteLoadingBeğen 16 mins

Halkın verdiği oylarla 16 Nisan 2017 Referandu mu’nda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, Türkiye’nin siyaseti üzerinde köklü değişikliklerin temelini oluşturdu. Her şeyden önce ülkedeki siyasi kültürü yeni den dizayn eden bu yeni yönetim sistemi, toplumun oy verme davra nışlarından siyasi partilerin seçim lere giderken alacağı pozisyonlara kadar birçok noktada kritik öneme sahip gereklilikleri beraberinde getirdi.

En başta seçimi kazanmak için yüzde 50’nin üzerinde oy alması zorunlu hale gelen siyasi partilerin, bundan böyle girecekleri yarışı birinci bitirmek için kendilerine bir ittifak stratejisi belirlemesi gerekiyor.

Çünkü yeni sistem kapsamındaki seçimlerde geçerliliği devam eden yüzde 10 oranındaki seçim barajı ve seçilecek olan cum hurbaşkanının yürütmede ihtiyaç duyduğu yasaların Meclis’ten onay alması için yeterli sayıda destek arayışına girecek olması, bu ittifak ları önemli kılıyor.

İlk ittifak ‘Yenikapı Ruhu’yla oluştu

Türkiye’nin yakın dönemde maruz kaldığı 15 Temmuz işgal girişimi sonrası darbecilere karşı millet iradesinin bir yansıması olarak ortaya çıkan ‘Yenikapı Ruhu’, değişen sistem içinde ilk ittifakı doğurdu.

Bu tarihten sonra söylemleri ve savundukları değerler açısından yakın bir çizgide yol almaya başlayan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin uzlaşması, önce Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’nin kabul edilmesini sağladı. Ardından bu iki partinin gittikçe sağlamlaşan işbirliği seçim ittifakına kadar gitti. Özellikle MHP lideri Devlet Bahççeli’nin, herkesin daha şimdiden üzerinde tahmin yürütmeye çalıştığı 2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin yaptığı, “MHP, cumhurbaşkanı adayı göstermeyecektir, MHP’nin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. ‘Yenikapı Ruhu’yla Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleriz” açıklaması, iki parti arasındaki ittifak sürecinin fitilini ateşledi.

Neticede her iki partinin seçim ittifakı çalışmasına yönelik olarak kurduğu ‘Milli Mutabakat Komisyonu’ndan çıkan yasa teklifi, iki partinin imzasıyla 21 Şubat 2018’de Meclis’te oylanarak kabul edildi.

Başta da belirttiğimiz gibi, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ne geçişle birlikte seçimlerin ilk turda kazanılabilmesi için oyların en az yüzde 50+1’inin alınması zorunluluğu, ittifakları siyasi partilerin sandıktan zaferle çıkmalarının kritik aracı haline getirdi. Tam da bu noktada AK Parti ve MHP’nin vardığı mutabakat sonucu hazırlanan 26 maddelik yasal düzenleme, partilerin hangi kurallar çerçevesinde ittifak kurabilecekleri, bunun yöntemi ve ittifak oylarının sayımı konularının detaylarını Meclis nezdinde netleştirdi.

AK PARTİ VE MHP’Lİ VEKİLLERDEN OLUŞAN MİLLİ MUTABAKAT KOMİSYONU, SEÇİM İTTİFAKI’NA İLİŞKİN DÜZENLEMEYİ MECLİS BAŞKANI’NA SUNMUŞTU.

Değerler ön plana çıkacak

Yeni sistem, işleyiş açısından bakıldığında, partilerin daha fazla oy almak hesabıyla kuracağı ittifakları kaçınılmaz bir adım haline getirirken; burada partilerin siyasi kimliklerinden çok, sahip oldukları ideolojik değerleri öne çıkaracak. Bu noktada, Türkiye siyasetinin tarihsel seyrine göz attığımızda karşımızda, kendini muhafazakâr-laik, sağ-sol ve merkez-çevre tanımlamaları üzerinden ifade eden bloklaşmaları görürüz. Yeni sistemle birlikte ittifaklar bu bloklar içinde yer alan partileri kapsayacağı gibi, sandıktaki rekabet de haliyle aynı şekilde bu blokları temsil eden siyasi partiler etrafında şekillenecek.

Sistemin tıkandığı noktada partilerin aldığı oy oranlarından çok, temsil ettikleri ortak değerler üzerinden yapılan güç birliğiyle mevcut engellerin aşılmasını sağlayan ittifaklar, geçmişte yasal bir zemine sahip değildi. Ancak yeni sistemle artık seçim öncesi kurulacak denklemler hem yasal bir zemin kazandı hem seçim güvenliği açısından iyileştirici adımların atılmasını sağlamış oldu.

Yeni düzenleme neleri kapsıyor?

Kurulacak seçim ittifaklarının yol haritasını belirleyen yeni düzenleme, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Siyasi Partiler Kanunu, Mahalli İdareler Kanunu ve Milletvekilliği Kanunu olmak üzere dört kanunda önemli değişiklikler içeriyor.

Söz konusu yeni yasa, siyasi partilerin parlamento seçimlerinde yasal olarak ittifak kurabilmesinin önündeki engelleri kaldırırken, ittifakların kapsamını belirledi. Buna bağlı olarak seçim ittifakları düzenlemesinin yürürlüğe girmesi için, siyasi partilerin seçimlerde başka bir siyasi partiyi destekleme kararı almalarını yasaklayan kanun maddesi de kaldırıldı.

İttifaklar meşru zemine kavuştu

Yasa kapsamında ittifak kuracak partilerin uyması gereken kurallar manzumesi de prosedür olarak netlik kazandı. Buna göre herhangi bir ittifak altında seçimlere gitmek isteyen partilerin seçim takviminin baş lamasından sonra bir hafta içerisinde ittifak protokolü ile YSK’ya resmi başvuruda bulunması gerekiyor.

Ayrıca ittifaktan vazgeçen siyasi partilerin ise bu durumu aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilme tarihinden üç gün öncesine kadar bildirmeleri zorunlu hale geldi. Yeni sistemin avantaj ve dezavantajlarına bakıldığında, Türkiye’nin içine girdiği başkanlık gibi bir yapıda seçim ittifaklarının en büyük handikabının, seçim sonrası süreçle ilgili olduğu söylenebilir. Zira seçim öncesi partilerin kurduğu ittifak, seçim sonrası süreci de içine alacak şekilde bir sözleşmeye bağlandıysa, burada aşılabilecek de olsa bir yönetim krizi çıkarabilir. Bunu da iki ayrı dinamik tetikleyebilir. Birincisi, ittifakı kuran partinin adayı cumhurbaşkanı iken partisi istediği yasaları Meclis’ten geçirebilecek çoğunlukta ise ittifakın zayıf üyesi parti seçimden sonra ittifakı terk etse dahi sorun olmaz. Ancak aynı cumhurbaşkanının Meclis’te yeter sayıda desteği bulunmuyorsa, ittifak üyesi zayıf parti Meclis’teki desteğine karşılık yürütme erki içinde kendine bir pay kapmak için sıklıkla pazarlığa girişebilir.

Düzenleme neleri kapsıyor?

Kurulacak seçim ittifaklarının yol haritasını belirleyen yeni düzenleme, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, Siyasi Partiler Kanunu, Mahalli İdareler Kanunu ve Milletvekilliği Kanunu olmak üzere dört kanunda önemli değişiklikler içeriyor. Söz konusu yeni yasa, siyasi partilerin parlamento seçimlerinde yasal olarak ittifak kurabilmesinin önündeki engelleri kaldırıyor ve ittifakların kapsamını netleştiriyor. Özellikle seçime katılan herhangi bir ittifakın geçerli toplam oyu yüzde 10’u geçtiği takdirde, bu ittifak içerisindeki siyasi partilerin her biri, tek başlarına yüzde 10’luk oy oranına ulaşamasalar dahi barajı geçmiş sayılıyor.

Fakat bu noktada bir şeyin altını çizmekte yarar var. Yasa çıktığı günden bu yana devam eden tartışmalarda yapılan dezenformasyon ile koalisyonların ortaya çıkardığı krizin bir benzerini ittifakların da çıkarabileceği ve burada da birtakım istikrarsızlıkların yaşanacağı iddia ediliyor. Oysa her iki durum birbirinden çok farklı. Çünkü parlamenter sistemdeki siyasal krizler, hükumetin uzun süre kurulamamasına veyahut kurulan hükumetin aniden çökmesine yol açıyor.Buna karşılık başkanlık gibi bir siyasal sistemde, başkanın partisinin Meclis’te yeterli çoğunluğu alamadığı durumlarda başkan, yasalara Meclis’te onay alabilmek için diğer partilerle de pazarlık imkânına sahip. Ayrıca başkanın sabit bir süre için seçilmiş olması da koalisyonlarda olduğu gibi derin bir yönetim krizinin yaşanmasını önlüyor.

Dahası, mevcut tabloya baktığımızda, Türkiye’de ittifak görüşmeleri sürecinin seçim sonrası dönemi kapsamadığı görülür.

Öyle ki Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ile MHP arasındaki ittifak görüşmeleri sürecinde her iki taraf da seçim öncesi ittifakların seçim sonrasında hükumet kurma sürecinde pazarlık anlamına gelmediğini vurguladı. Zaten burada, parlamenter sistemdeki koalisyon görüşmelerinde olduğu gibi, hükumeti kurmak için güvenoyu almaya yönelik bir çaba söz konusu değil. Çünkü sandıkta Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi, hükumeti kurmak için yeterli.

Cumhurbaşkanı’nın parlamentoda çoğunluk desteğine ihtiyaç duyması ise sadece yasaların Meclis’ten geçirilmesiyle ilgili bir konu.

Oylar nasıl sayılacak?

Yasa kapsamında, seçmenlerin pusuladaki ittifak sütununda yer alan partiye doğrudan oy verebilmesinin önü açılıyor. Bu sistemle, partilerin ittifak içinde olsa bile ne kadar oy aldıklarının belli olması ve çıkaracakları milletvekili sayılarının kendi aldıkları oy üzerinden hesaplanması mümkün olacak. Seçmenlerin ittifak adı altında yer alan partilere doğrudan oy verebilmesini sağlayan yeni düzenlemeye göre, bu oy hem seçmenin tercih ettiği partinin kendi oy oranını hem de ittifakın toplam oy oranını belirliyor.

Partiler baraj engeline takılmıyor

Seçim ittifakları konulu yeni düzenlemenin Türkiye siyasetinde gerçekleştirdiği bir diğer önemli değişiklik ise bugüne kadar özellikle oy oranı düşük partilerin Meclis’e girmesinin önündeki baraj engelini aşmalarına imkân sağlıyor olması. Zira ittifak yapan partilerin toplam oyu yüzde 10’u geçtiğinde, ittifakın içindeki partilerin kendi oyu yüzde 10’un altında kalsa bile barajı geçmiş sayılacaklar.

Bu durum ise şu sonucu ortaya çıkarabilir: Oy oranı yüzde 1 dahi olan bir partinin içinde yer aldığı ittifakın aldığı oy oranı yüzde 10’u geçerse Meclis’te kendine yer bulabilecek. Böylece her görüş ve fikirdeki partilerin Meclis’te temsilimkânı bulmasının önü açılmış olacak. Böyle bir ortamda oylarının boşa gitmeyeceğini düşünen seçmenler, cumhurbaşkanının seçilmesinin zaten istikrarı sağlayacağı düşüncesiyle milletvekilliği seçimlerinde tercihlerini küçük partilerden yana kullanmak noktasında kendilerini daha rahat hissedecekler.

Milletvekili sayısı nasıl belirlenecek?

TBMM’de onaylanan pakette yer alan bir diğer düzenleme ise ittifak yapan siyasi partilerin milletvekilleri sayılarının belirlenmesiyle ilgiliydi. Bu kapsamdaki düzenlemeler uyarınca, ittifak yapan siyasi partilerin milletvekili sayısının hesaplanmasında, ilk etapta ittifakın toplam oyu esas alınacak. Bu oy miktarına göre, önce ittifakın elde ettiği toplam milletvekili sayısı belirlenecek. Ardından milletvekillikleri, ittifakı yapan siyasi partiler arasında, aldıkları geçerli oy sayısı esasına göre paylaştırılacak.

Vekil dağılımı nasıl olacak?

Yasa kapsamında, seçmenlerin pusuladaki ittifak sütununda yer alan partiye doğrudan oy verebilmesinin önü de açıldı. Bu sistemle partiler ittifak içinde olsa bile ne kadar oy aldıklarının belli olması ve çıkaracakları milletvekili sayılarının kendi aldıkları oy üzerinden hesaplanması mümkün olacak. Seçmenlerin ittifak altında yer alan partilere doğrudan oy verebilmesini sağlayan yeni düzenlemeye göre, bu oy hem seçmenin tercih ettiği partinin kendi oy oranını hem de ittifakın toplam oy oranını belirliyor.

Buna göre ittifak yapan siyasi partilerin milletvekili sayısının hesaplanmasında, ilk etapta ittifakın toplam oyu esas alınacak. Bu oy miktarına göre, önce ittifakın elde ettiği toplam milletvekili sayısı belirlenecek. Ardından milletvekillikleri, ittifakı yapan siyasi partiler arasında, aldıkları geçerli oy sayısı esasına göre paylaştırılacak.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)