Çözüm kalıcı ve nitelikli ÖĞRETMEN

Posted on Kasım 02, 2017, 11:18 am
FavoriteLoadingBeğen 14 mins

Yeni eğitim-öğretim yılında başlanan eğitim reformunda üzerinde durulan konulardan biri de öğretmenlere nitelik kazandırılması. Öğretmenlerin durumunu, öğretmen kalitesinin nasıl artabileceğini konunun uzmanlarıyla konuştuk.

Başkent Üniversitesi’nden Sadegül Akbaba Altun, “Güncelleme yapılan araştırmalara dayandırılmalı. Diğer türlü değişime ve reforma direnç geliştirilir ve anlamlı olmaz. Bu bağlamda; öğretmen eğitiminde şu anda YÖK tarafından bir güncellenmeye gidiliyor. Yine geçen yıl öğretmen adaylarının alımında 240 bin barajı getirildi. Bu otomatik bir iyileştirmeydi. Diğer bir iyileştirme, öğretmen adaylarının staj işinin Milli Eğitim Müdürlüklerince ciddiye alınması. Milli Eğitim Müdürlüğü’nde otomatik bir sistem oluşturuldu ve öğretmen adaylarının uygulamaları o sistemde takip edilebiliyor. Sene başında MEM temsilcileri ve Eğitim Fakültesi Staj Koordinatörlükleri bir araya gelerek sorunları birlikte tespit edip çözme yoluna gittiler.

Ancak hâlâ sistemde öğretmenler, öğretmen adaylarının yetişmesine yeterince katkıda bulunmuyor. Onları gelecekte işbirliği yapabilecekleri meslektaşları olarak görmüyor. Hatta öyle ki onların öğretmenler odasına bile girmelerine karşı çıkanlar var. Bu konu da yine Milli Eğitim Müdürlükleri ve Eğitim Fakülteleri tarafından işbirliği ile çözülebilir. Sonuç olarak bir reformdan ziyade güncelleme daha anlamlı görünmekte.”

Eğitim fakültelerine kontenjan sınırı

Sadegül Akbaba Altun, eğitim fakültelerinin talebin çok üzerinde öğrenci aldığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Eğitim fakültelerinde hâlâ talebin üzerinde öğrenci alınıyor, bunda bir azaltmaya gidip nitelikte iyileştirme olması gerekir.

PROF. DR. SADEGÜL AKBABA ALTUN

Eğitim fakültesindeki öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı çok fazla. Geçen yıl YÖK Başkanı’nın Eğitim Fakültesi Dekanları ile yaptığı toplantıda bir öğretim üyesi başına 39 öğrenci düştüğünü söyledi.

Bu Avrupa’da 10. Birçok eğitim fakültesinde öğretim üyesinin/ elemanının ders saatleri 40 saatin üzerinde. Öğretim elamanı hem kendisini geliştirme ve araştırma yapmaya zaman ayıramıyor, hem de öğrenciye olması gerektiği şekli ile yardım sunamıyor.

Diğer esas önemli sorun sertifika programlarının yürütülmesi. Bu programlar akşam ve hafta sonu yürütülmekte ve nitelik sağlamamakta.

Bu sertifika programların sadece eğitim fakültesinde olmayan programlar için açılması ve eğitim fakültelerinde verilen pedagojik formasyon derslerinin tamamını kapsaması gerekmekte.

Yine daha önce söylediğim gibi eğitim programlarındaki her tür değişikliğe araştırmalar sonucu gidilmesi, fakültelerle işbirliği içinde çalışılması gerekli.”

İstihdam kaygısı ile öğretmen adayı oluyorlar

Sadegül Akbaba Altun öğretmen olmak isteyenlerin “İş bulmam kolay” mantığıyla ya da “aile baskısıyla” bölüme kayıt olduklarına vurgu yaptı ve sözlerine şöyle devam etti: “Kişisel gözlemim birçoğu iş bulabilecekleri için bu alanı tercih etmekte. Bir kısmı da; ailesinin isteği doğrultusunda bu alanda.

Dolayısı ile çok az kısmı ilgi ve yeteneklerinin bu alanda olması gerektiği için burada. Bu sadece öğretmen adaylarının değil diğer alanların da genel sorunu.

Bu bağlamda öğretmen adayları hem yaş itibarı hem de kendi ilgileri ve yetenekleri dışında bir alanda olunca yeteri kadar önem vermiyorlar. Onun için biz öğretim elemanları onların farkındalıkları artsın diye çok çaba sarf ediyoruz.”

Doğu’ya teşvik için can güvenliği sağlanmalı

Doğu’ya gitmek istemeyen öğretmenler ile ilgili de değerlendirmede bulunan Altun, “Öğretmenlerin Doğu’ya gitmemelerinin nedeni güvenlik. Öğretmenlerin can güvenliğini sağladığınızda Doğu’ya gidebilirler. Medya özellikle o illerle ilgili her gün abartılı haberler verip insanları korkutuyor. Bu illerde yaşayan insanlar da diğer illerdeki insanlar gibi normal bir rutin içinde yaşamını sürdürüyor. Hatta birçok ilden daha rahat bir yaşam sürdürmekteler. Burada geçmişte bu konuda bazı başarılı uygulamaların olduğunu gözlemledim.

Örneğin Nuri Okutan’ın valiliği sırasında öğretmenleri muhtarlara zimmetlemesi ve onları sorumlu tutması. Bunun yasal bir temeli yok ama işlemiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da öğretmenlerin ve kamu personelinin oradaki orduevlerinde istihdam edilmesi sabah bazen asker kontrolünde işlerine gidip dönmeleri bir çare olmuştur. En önemlisi orada çalışan personelin önyargı oluşturmadan oraya gitmesi, halkla kaynaşması ve mesleğini hakkıyla yerine getirmesidir.

Siz bunları yaptığınızda büyük oranda size saygı duyulacak ve sahipleneceksiniz. Tabi ki hepimizi üzen olaylar olmakta. Bugün o bölgede öldürülmüş 100’den fazla öğretmenimiz var. Onlara rahmet diliyorum. Bu bölgelerde bir an önce güvenin tesis edilmesi, öğretmenlere güvenli lojmanların verilmesi ve her an ulaşabilecekleri kamu güvenlik görevlilerin olması orayı cazip kılacaktır.”

Sisteme memur yetiştiriliyor

Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim görevlisi Kürşad Yılmaz öğretmen eğitiminin yetersiz olduğunun sürekli olarak dile getirildiğini hatırlatarak, “Bu durum hatta bir retorik haline gelmiş durumda.

PROF. DR. KÜRŞAD YILMAZ

Ancak bu konu ile ilgili herhangi bir ulusal rapor ya da herhangi bir araştırma yok. Benim kanaatim, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir takım önemli sorunlar olduğu yönünde. En önemli sorun bence, öğretmen eğitiminin mekanik-teknik bir süreç olarak ele alınması” dedi.

Yılmaz, “Öğretmenler, eğitimci duruşuna sahip öğretmenlerden daha çok sisteme memur olarak yetiştiriliyorlar” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun dışında, son yıllardaki KPSS sonuçları öğretmen adaylarının alan bilgisi ve meslek bilgisi konusundaki yeterliklerinin sorgulanmasına da sebep oldu.

Aslında KPSS’nin öğretmenlerin niteliğini ölçmediği yönünde bazı tartışmalar olsa da eldeki en somut veri bu gibi görünüyor.

2017-KPSS sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının Genel Yetenek Net Ortalaması 20,5 (60 soru); Genel Kültür Net Ortalaması 24,0 (60 soru); Eğitim Bilimleri Net Ortalaması ise 33,8’dir (80 soru). Ayrıca son yıllarda Pedagojik Formasyon programlarının uygulanma biçimi ile ilgili önemli sorunlar yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda bir devlet üniversitesi bir yılda yaklaşık 10.000 kişiye formasyon belgesi verdi. 500 kişilik salonlarda sınıf yönetimi dersi yapıldı.” Atamalardaki son durumu da değerlendiren Yılmaz, “2016 yılında 50 bin, 2017 yılında ise 20 bin öğretmen atandı. Şu anda en yakın öğretmen atamasının 2018 yılında olması bekleniyor.

Tabii bir de ücretli öğretmenler var. Ücretli öğretmenler arasında eğitim fakültesi mezunu olmayan birçok kişinin öğretmen olarak atanması bazı tepkilere yol açtı. Bu kadar işsiz öğretmen varken, diğer fakülte mezunlarının ücretli öğretmen olarak çalıştırılması eleştirilere sebep olabiliyor” dedi.

Yapılan öğretmen atamalarının yaklaşık yüzde 70’inin Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerine olduğunu kaydeden Kürşad Yılmaz, “Öğretmenler, daha çok terör, yaşam standartları, köylerde çalışan öğretmenlerin ulaşım sorunları gibi sebeplerle bölgede öğretmenlik yapmak istemiyorlar.

Genellikle, eş ya da özür durumu gibi sebeplerle belirli bir süre sonra tayin istiyorlar. Bu durum öğretmen dolaşımının çok fazla olmasına ve bu bölgelerdeki öğretmenlerin çok büyük bir çoğunluğunun beş yıldan daha az bir tecrübeye sahip olmasına sebep oluyor. Öğretmenler sık sık değiştiği için belirli bir eğitim kalitesinin tutturulması mümkün olamıyor.” diye konuştu.

Yılmaz, “Lojman imkânlarının artırılması sınırlı da olsa bir çözüm olabilir. Aslında MEB bazı tedbirler de aldı. Örneğin, MEB sözleşmeli öğretmen olarak atadığı öğretmenleri, 4+2 yıllık bir hizmet şartı ile atadı.

Buna göre öğretmenler atandıktan sonra dört yıl sözleşmeli çalışacaklar ve daha sonra istedikleri takdirde aynı yere kadrolu olarak atanacaklar. Atandıkları yerde, ancak iki yıl daha çalışan öğretmenler tayin isteme hakkını elde edecekler.

MEB’in ayrıca, okullara belirli bir puan verilmesi ve düşük puanlı okullarda, daha zor şartlarda çalışan öğretmenlere daha fazla ek ders ve hizmet puanı verilmesi yönünde bir çalışması da var” dedi.

                                                                                                           Atamalarda arz talep dengesi

İLKAY ABAZAOĞLU

Eğitim Uzmanı İlkay Abazaoğlu yaptığı değerlendirmede Türkiye’de öğretmen eğitiminde reforma ihtiyaç olduğunu söyledi. Abazaoğlu, “En az iki yıl süreli bir planlama yapılmalı” ifadelerini kullandı. Abazaoğlu, öğretmen yetiştirme sisteminde nitelikli ve istenen yeterlikte öğretmen adaylarının yetiştirilmesi ve eğitim fakültelerinin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtti. Öğretmen eğitimine yeteri kadar önem verilmediğini söyleyen Abazaoğlu, atamalarına ilişkin ise şöyle konuştu: “Arz-talep dengesi gözetilmeden yapılıyor. Yeteri kadar öğretmen olmasına rağmen atamalarda ve istihdam polikilarında sıkıntılar var.” Abazaoğlu, “Daha öncede sözleşmeli öğretmen atamaları vardı. Zamanla hepsi kadroya geçirildi. Kısa vadede çözüm olarak düşünülüyor. Uzun vadede işleyecek bir yöntem değil” ifadelerini kullandı.

Abazaoğlu özlük haklarında sıkıntı olmadığını dile getirerek şunları söyledi: “Özlük haklar yeterli. Ek ders uygulaması yeniden düzenlenmeli. Hatta buradan gelen ek gelir makul bir şekilde maaşlara yansıtılmalı ve ek ders uygulaması kaldırılmalı. Öğretmen okulu gelir kapısı olarak görmemeli.” Doğu’da görev almak istemeyen öğretmenlere de değinen Abazaoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Sosyoekonomik olarak bölgenin yeterli seviyeye gelmesi ile öğretmenler Doğu’da çalışmaya istekli olabilir. Daha fazla ücret ve maddi teşvikler öğretmenlerin Doğu’da çalışmasını özendirmez. Genel olarak diğer bölgeler ile Doğu bölgesi arasında fırsat eşitliği farkı oldukça yüksek. Bu farkın en alt seviyeye indirilmesi gerekiyor.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)