Balkanlar’da sınır tanımayan tarih

1912 yılında Osmanlı’nın Balkanlar’daki topraklarını kaybetmesinden sonra, Türkiye’nin buralarla bağlantıları uzun bir dönem kesintiye uğradı. 1990 yılına kadar Balkanlar’da, özellikle sosyalist ülkelerde Türk ve Müslümanlara yönelik yoğun bir asimilasyon politikası uygulandı. 1990’dan sonra Türkiye’nin Balkan coğrafyasıyla ilişkisi yeniden başladı.
Yayın Tarihi: May 31, 2017
FavoriteLoadingBeğen 15 mins

Türkiye’nin doğu ve güney sınırları, bölgede yaşanan savaş nedeniyle sıcak bir dönemden geçerken, Avrupa’ya açılan Trakya kara sınırı ve Yunanistan’la komşu olduğumuz Ege Denizi, Ortadoğu’daki savaştan kaçan mülteciler nedeniyle hareketli. Mülteciler dışında, Türkiye’nin batı sınırları dendiğinde ilk akla gelen Yunanistan’la Ege’deki deniz kıta sahanlığı ve adalar sorunu da uzun yıllardır devam ediyor. Son aylarda Yunanistan’ın Ege’deki Kardak ve Eşek Adası’na yönelik girişimleri, Türkiye’de hem hükümet hem de TSK yönetimi tarafından tepkiyle karşılanmış, Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar ve beraberindeki komutanlar, zırhlı gemilerimizden oluşan bir filoyla Ege Denizi’ne açılarak, Yunanistan’a etkili bir cevap vermişti. Uluslararası ilişkiler uzmanı ve İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Mensur Akgün’e göre, Ege’de Yunanistan ile yaşanan krizler, Türkiye’nin sınır güvenliğine ilişkin herhangi bir tehdit yaratacak düzeyde değil. Akgün’e göre, Yunanistan’ın Ege’ye yönelik hamleleri, bu ülkenin yönetimini oluşturan sağ ve sol popülist partilerin kendi kamuoylarına yönelik hareketlerinden ibaret. Türkiye’nin Balkan sınırları hem Avrupa’yla ticaret hem de bu sınırların ötesine uzanan köklü tarihsel ve kültürel bağlarımız açısından son derece önemli.

Avrupa-i Osmani

Tarihi belgelere göre Osmanlı İmparatorluğu, resmi kayıtlarda, üç kıtaya yayılan topraklarını sınıflandırırken, Balkanlar ve ötesindeki bölgeye bu ismi vermişti: Avrupa-i Osmani. Osmanlı’nın kuruluş dönemlerinde, Çanakkale Boğazı geçilerek fethedilen Çimpe Kalesi’nden itibaren Balkanlar’daki yürüyüş hız kesmeden devam etti. İlerleyen yüzyıllarda bu yürüyüş Orta Avrupa içlerine kadar sürdü. Osmanlı İmparatorluğu, 1912- 1913 Balkan Savaşları sonucunda ise Doğu Trakya hariç Balkanlar’daki tüm topraklarını kaybetti. Böylece Balkanlar’daki yaklaşık 550 yıllık Osmanlı-Türk egemenliği tamamen sona ermiş oldu. Osmanlı’nın dağılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır siyaseti, Lozan’la belirlenen sınırların korunmasına yönelik oldu. Balkanlar’da yaşayan Türk ve Müslüman nüfusla ilişkiler, 2. Dünya Savaşı’nın ardından bu ülkelerin büyük bir kısmında kurulan sosyalist rejimler nedeniyle önemli ölçüde kesildi. Yunanistan’da sosyalist yönetim olmadığı halde, özellikle Kıbrıs sorunu ve Ege Adaları nedeniyle ilişkiler her zaman gergindi. Balkan ülkeleriyle olan gerginlik, bu ülkelerde yaşayan Türk ve Müslüman nüfusa olumsuz yansıdı. Yunanistan’da cami yapımı, müftülük seçimleri, Türkçe yer isimleri konusunda katı bir politika izlenirken; Bulgaristan’ın ırkçı uygulamaları, Müslümanlara yönelik din değiştirme baskısı ve zorla isim değiştirmeye kadar vardı. 1974’teki Kıbrıs çıkarması sonrasında da Yunanistan’la savaşın eşiğine kadar gelindi.

Doğu Bloku dağıldı, sınırlar açıldı

Türkiye’nin Balkanlar’a dönüşü, 1980’lerin sonunda bu bölgedeki sosyalist rejimlerin ve Sovyetler’in başında olduğu Doğu Bloku’nun dağılmasının ardından gerçekleşti. Bu, Türkiye için oldukça memnuniyet veren bir gelişmeydi. Yalnızca Balkanlar değil, Sovyet tahakkümünden kurtulan Orta Asya’daki Türki cumhuriyetlerle birlikte Türk dünyasının kapıları Türkiye’ye açılmış oldu. Nitekim 1980’lerin sonundan itibaren Balkanlar’daki Türk ve Müslüman varlığına yönelik bir devlet politikası oluşturuldu. Türkiye’nin aktif Balkan politikası, 1992-1995 yıllarında Bosna-Hersek’te yüzbinlerce insanın hayatına mal olan soykırım süreci ile birlikte zirveye çıktı. Türkiye kamuoyunda Bosna’ya yönelik büyük bir duyarlılık oluşurken, halklar arasında da gönül köprüleri kuruldu. Türkiye bu tarihten itibaren, bölge ülkeleri arasında anlaşmazlıkların çözülmesinde arabulucu devlet rolünü üstlendi. Balkanlar’da ortaya çıkan silahlı çatışmalar, ABD ve Batı Avrupalı devletlerle birlikte Türkiye’ye bölgeye asker sokma imkânı verdi. Balkan ülkeleri ile yapılan askeri anlaşmalar sayesinde Türkiye, aradan geçen 100 yılın ardından eski anavatanına Türk askeri yerleştirdi.

Kültürel ilişkiler

Türkiye, 1912’de koptuğu Balkanlar’a ticari ve askeri çalışmalar dışında en önemli etkiyi kültürel alanda yaptı. Balkanlar’ın dört bir yanında Osmanlı’dan kalan camiler, çeşmeler, konaklar, resmi binalar, tekke ve dergâhlar restore edildi. Kapalı olanlar yeniden Türk ve Müslüman nüfusun kullanımına açıldı. Bunların dışında, Türk televizyonları Balkanlar’ın gözbebeği oldu. Bugün yalnızca Balkanlar’daki Türk ve Müslüman değil, tüm Balkan halkları Türk dizilerini ve televizyon programlarını ilgiyle izliyor. Türk şöhretler Balkan ülkelerinde takip ediliyor. Türk gazete ve dergileri de Balkan memleketlerinde düzenli olarak okuyucularıyla buluşuyor.

Bulgaristan’da iktidar ortağı Türkler

Bulgaristan’da Türkler tarafından kurulan Halklar ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) ülke siyaseti için önemli bir aşama oldu. İsim değiştirme uygulamalarıyla Balkan Türkleri’ne yönelik baskıyı en üst düzeye çıkaran Bulgaristan’da Türklerin partisi, 2005’te iktidar ortağı oldu. Bulgar Sosyalist Partisi ve Simeon Milli Hareketi’nin başa baş gittiği bu seçimlerde HÖH; aldığı yüzde 13’lük oyla 34 sandalye elde etmiş; kabinede de üç bakanlık almıştı. Sonrasında yapılan seçimler sonucunda Bulgaristan Parlamentosu’ndaki sandalye sayısını 36’ya çıkaran HÖH; Avrupa Parlamentosu’nda da Bulgaristan’ı temsilen dört milletvekiline sahip.

Yunanistan gereken dersi çıkardı

Yunanistan’la Ege’de yıllardır yaşanan kıta sahanlığı ve adalar sorunlarına ek olarak, 15 Temmuz’da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesine yönelik olarak Marmaris’te alçakça bir saldırı girişiminde bulunduktan sonra helikopterle Yunanistan’a kaçan darbeci subayların Türkiye’ye iade edilmeyeceğinin açıklanması yeni bir krizin fitilini ateşledi. Uluslararası ilişkiler uzmanı ve İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mensur Akgün, Yunanistan’la ilişkileri yorumladı: “Yunanistan’da yönetimde ilginç bir koalisyon var. Bunun iki kanadı var; sağ ve sol. İkisi de ciddi anlamda popülist. Adalar meselesiyle birlikte Yunanistan’a kaçan FETÖ’cü subayların iade edilmemesiyle birlikte bu ülkeyle kriz tırmandı. Genelkurmay Başkanı Akar ve komutanların Ege’de adalara yönelik seyahati bu çerçevede gündeme geldi. Bundan Yunanistan’ın gereken dersi çıkardığını zannediyorum.

En azından bundan sonra benzeri olayların olmayacağını umut ediyorum. Bu gerginliğin tarihi çok eski. Aynı şey Kıbrıs sorununun çözümü için de geçerli. Sanki iki Yunanistan devleti varmış gibi hareket ediyorlar. Ben Yunanistan’a yaptığım bütün ziyaretlerde bunu gördüm. İktidardaki sağ ve sol kanat bütün temel meselelerde kendini gösteriyor.

Yunanistan bizim için herhangi bir güvenlik tehdidi taşımıyor. Son dönemde adalar konusunda çok şey yazılıp çizildi ancak bunlar hep iç siyasete yönelikti. Bir Yunanistan sorunundan bahsedeceksek, bu sorun hep vardı. Ancak her zaman yönetilebilir bir sorundu.”

Gürcistan’a pasaportsuz seyahat

Türkiye’nin kuzeydoğu ucundaki Gürcistan’la 2015 yılında karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasının ardından, bugün Gürcistan’ın Artvin’le komşu olan Batum şehrine pasaportsuz gidilebiliyor.

Anlaşma neticesinde Gürcistan vizesi gerekmeden, her girişte 90 günü aşmayan geziler için sadece nüfus cüzdanı veya pasaportla Gürcistan vizesi gerektirmeden ülkeye giriş yapılabiliyor. Sadece nüfus cüzdanlarıyla Gürcistan veya Batum’a gitmek isteyenlere çıkış işlemlerini gerçekleştiren görevlilerce ‘Giriş-Çıkış Formu’ veriliyor. Bu belgenin Gürcistan veya Batum’da kalınan süre boyunca üzerinizde bulunması gerekiyor. Nüfus cüzdanı ile ülkeye giriş yapanların 1 TL çıkış harcı ödemesi gerekiyor. Ülkeye geri dönüşte nüfus cüzdanlarıyla birlikte hudut görevlilerine bu belgeyi ibraz etmek gerekiyor. Gürcistan’da 90 günden fazla kalmak isteyenlerle, oturma izni müracaatına başvurmayı düşünenlerin Gürcistan’a pasaport ile giriş yapmaları gerekiyor. Pasaport ile Gürcistan’a giriş yapanların 15 TL yurtdışı çıkış harcı ödemesi gerekiyor. 18 yaşından küçükler ise anne ve babalarının nezaretinde veya onların yazılı resmi izinleri ile ülkeden Gürcistan’a giriş yapabilirler.

Gürcistan veya Batum’a araçlarıyla gitmek isteyenler sınır kapısından rahatlıkla geçiş yapabilirler. Kendi adlarına kayıtlı olmayan bir araçla Gürcistan’a seyahat etmek isteyenlerin, yanlarında araç sahibi tarafından verilmiş araç kullanma vekaletnamesini ve vekaletnamenin Gürcistan’ın ülkemizdeki dış temsilciliklerince onaylanmış İngilizce veya Gürcüce tercümesini bulundurmaları gerekiyor.

TÜRKİYE-ERMENİSTAN ARASINDAKİ ALİCAN SINIR KAPISI.

Ermenistan sınırı kapalı

Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır kapıları, Ermenistan’ın Türkiye’ye yönelik soykırım iddiaları ve düşmanca tutumu nedeniyle yıllardır kapalı.

Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini yeniden geliştirmesinin ardından kapalı olan Ermeni sınırının açılmasına yönelik talepler de dillendirilmeye başlandı.

İlk olarak Ermeni yetkililerinin, “Türkiye ile sınır kapısının açılması için görüşmeye hazırız” açıklamaları gelmişti. Geçen mart ayında da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ermenistan gazetesine yaptığı röportajda, sınır kapılarının açılması gerektiğini vurguladı. Ermeni basınına konuşan Rus bakan, Ermenistan ve Türkiye’nin görüşmelere başlaması halinde Moskova’nın yardımcı olacağını, Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını ise memnuniyetle karşılayacaklarını belirtti. 2009’da Türkiye ve Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi aşamasında Rusya’nın büyük rol oynadığını hatırlatan bakan; fakat bu sürecin daha sonra durdurulduğunu söyledi.

Türkiye’nin Ermenistan sınır kapısını kapatması, Ermenistan ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor. Ermenistan bu sınır trafiğinin yeniden açılmasını talep ediyor. Fakat Türkiye, Ermenistan’ın işgal altında bulundurduğu Azerbaycan topraklarını terk etmediği sürece sınırı açmayacağını ilan etti.

Fakat sınırın açılmasına yönelik temennilerin yanında, Türkiye’nin Ermenistan sınırına duvar öreceği de iddia ediliyor. Ermenistan’la gümrük kapılarının modernizasyonu kapsamında gündeme gelen duvarın TOKİ tarafından inşa edileceği belirtiliyor.

Sınır kapalı olduğu için Ermenistan ve Türkiye arasındaki seyahatler karşılıklı olarak Gürcistan üzerinden yapılıyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)