AVRUPA’NIN SEÇİM YASAĞI SADECE AK PARTİ’YE KARŞI

Türkiye tarihî önemde bir seçime gidiyor. Avrupa’daki Türkiye vatandaşlarının oranı da seçim sonuçlarını etkileyecek bir paya sahip. Ancak erken seçim kararının açıklanmasıyla Avrupalı siyasetçilerden gelen açıklamalar ve Avrupa ülkelerinde seçim çalışmalarını engelleyecek kararlar alınması, tartışmalara neden olan önemli başlıklardan. UETD Eski Genel Başkanı Zafer Sırakaya ve gazeteci Mustafa Özcan ile Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye olan bu tavrını ve nedenlerini konuştuk.
Posted on Haziran 20, 2018, 11:03 am
FavoriteLoadingBeğen 18 mins

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi’nin 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacağını açıkladı. Bu açıklamanın ardından, başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinden birçok tepki geldi. Gelen tepkilerden, 16 Nisan Referandumu’nda Hollanda, Avusturya ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde, Türk bakan ve milletvekillerinin seçim çalışmalarına izin verilmediğine dair görüntülerin bir benzerinin 24 Haziran seçim sürecinde de yaşanacağı anlaşılıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Washington’da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’deki erken seçim kararıyla ilgili, “Bu tür bir olağanüstü hal döneminde seçim düzenleme kabiliyetleri hakkında endişelerimiz var. Elbette özgür ve adil seçimler görmek isteriz ama burada bir endişe var” ifadelerini kullandı. Nauert seçimin adil ve şeffaf olamayacağını da iddia etti.

Avrupa’dan da kendi ülkelerinde Türkiyeli siyasetçilerin seçim çalışmalarını engelleyeceklerini belirten mesajlar geldi. Sebestian Kurz’un başbakan olduğu Avusturya’da Türk hükumetinin seçim çalışmalarına izin verilmeyeceği açıklandı. Almanya’da Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier da benzer bir karar aldı.  Yine Almanya’dan Başbakan Merkel’in partisi Hıristiyan Demokratlar Birliği’nden, Yeşiller Partisi ve diğer parti üyelerinden Türkiye’nin seçim toplantılarına izin verilmemesi yönünde çağrılar da geldi. Hollanda Başbakanı Rutte da Türk bakan ve milletvekillerine seçim çalışması yasağı getirdiklerini söyleyen siyasetçiler arasına katıldı.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) de Türkiye’ye 24 Haziran seçimlerini erteleme çağrısında bulundu. Gerekçe olaraksa mevcut koşullarda düzenlenecek seçimlerin “Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı” gösterildi.

Hükumet, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) 24 Haziran’daki erken seçimi erteleme çağrısına tepki gösterdi. AKPM, seçim kanununun seçim kararından sadece bir ay önce değiştirilmiş olması, OHAL uygulamasına devam edilmesi, seçimlerin güvenliği ve saydamlığı konusundaki şüpheler ve tartışmalı mühürsüz oy pusulası kararının seçimlerin demokratik bir ortamda düzenlenemeyeceğini gösterdiği yönünde ifadeler kullandı.

Başbakan Yardımcısı ve Hükumet Sözcüsü Bekir Bozdağ, AKPM’nin çağrısının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bu çağrı, Türkiye’nin içişlerine ve seçimlerine açık müdahaledir. Fransa’ya seçimi erteleme çağrısı yapmayan AKPM’nin konu Türkiye olunca AB kriterleri, OHAL ve seçim güvenliğini hatırlayıp Türkiye’ye seçimi erteleme çağrısı yapması manidardır, çifte standarttır” yanıtını verdi.

ZAFER SIRAKAYA
UETD Eski Genel Başkanı AK Parti Milletvekili adayı
Birçok Avrupa ülkesinde, kendi ülkelerinde bir seçim çalışması yapılmaması yönünden alınmış olan kararın sadece AK Parti’ye yönelik uygulandığını gördük.

Türkiye’nin güçlü olması Avrupa açısından önemli

Türkiye’de alınan erken seçim kararının Avrupa ülkelerine nasıl yansıdığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) Genel Başkanı ve AK Parti milletvekili adayı Zafer Sırakaya, bu duruma iki perspektiften bakılması gerektiğini belirtiyor. Sırakaya, “Birincisi, Avrupalı Türk toplumuna nasıl yansıdığına, ikincisi de Avrupa kamuoyuna nasıl yandığına bakmak gerekiyor. Şu anda çok stabil olmayan bir bölgede, etrafının ateş topuna döndüğü bir ortamda, Türkiye Cumhuriyeti orada bir güvenli liman konumundadır” diyor.

Ortadoğu’da meydana gelen savaşın ortaya çıkan mülteci akımının Avrupa’ya nasıl bir zorluk yaşattığını hep beraber gördüğümüzü söyleyen Sırakaya, “Dolayısıyla Türkiye’nin kadir olması, Türkiye’nin orada güçlü ekonomisiyle, ordusuyla, toplumuyla bir güçlü yapısı olması, her şeyden önce Avrupa’nın güvenliği açısından son derece kıymetlidir. Ancak Avrupa bir akıl tutulması yaşıyor. Maalesef Türkiye karşıtlığını kendilerine hedef olarak belirleyen bir yapının gittikçe daha fazla gündem oluşturduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Avrupa’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaseten başarılı olmamasını hedefleyen bir kesimin olduğunu belirten Sırakaya, “Onlar için erken seçim olmuş veya seçimler zamanında olmuşun önemi yok. Onlar için tek bir gündem varsa o da Sayın Cumhurbaşkanımızın siyaseten etkin olan konumundan uzaklaşması. Ancak buna tabii Avrupa ülkeleri değil, Türk toplumu karar verecektir. Türk toplumu da son sözünü 24 Haziran’da söyleyecektir” diyor.

Erken seçim kararının Avrupalı Türk toplumuna nasıl yansıdığını da anlatan Sırakaya, “Milletin hâkimliğine başvurulan bir ortamda böyle bir şeyin Avrupalı Türk toplumu tarafından çok müspet karşılandığını söyleyebilirim” diye konuşuyor.

İkircikli yapı devam ediyor

Avrupalı ülkelerin yönetimleri tarafından Türkiye’nin seçim çalışmalarına daha önce müdahale edildiğini hatırlatan Sırakaya, “Geçmiş dönemdeki gibi ikircikli bir yapının varlığının devam ettiğini görüyoruz. Birçok Avrupa ülkesinde kendi ülkelerinde bir seçim çalışması yapılmaması yönünde alınmış olan kararın sadece AK Parti’ye yönelik uygulandığını ama diğer siyasi partilere uygulanmadığını bizler yapmış olduğumuz araştırmalarda gördük. Bunların her birini ilgili siyasilere, ilgili karar mercilerine de ilettik. Yani bugün CHP’nin, İYİ Parti’nin milletvekilleriyle birlikte, aynı zamanda Avrupa’daki siyasi partilerin milletvekillerinin katılımıyla da birlikte etkinlikler düzenlediğini görüyoruz. Ama AK Parti olduğu zaman buna müsaade edilmiyor” ifadelerini kullanıyor. Müdahalelerin sadece AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı seçim kampanyalarını engellemekle sınırlı kalmadığını söyleyen Sırakaya şunları belirtiyor: “Cumhurbaşkanımızla bir araya gelen Türkiye kökenli futbolcuların nasıl linç kampanyasına maruz kaldığını görüyoruz. Yani sadece bir siyasi partinin etkinliklerinin yapıldığı bir ortamdan bahsetmiyorum, bir bireyin Sayın Cumhurbaşkanımızla bir araya gelmesine dahi tahammül edemeyen bir medyadan bahsediyoruz. Siyasilerin bu anlamdaki körlüğünü çok net anlamda görüyoruz. Dolayısıyla bu ikircikli ve taraflı tutum Avrupa kamuoyunda, Avrupa siyasetinde ve Avrupa medyasında devam ediyor.”

İnce, AB’yi eleştirmeli

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Yurtdışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting yapılmasına izin verilmezse biz de yapmayız” sözlerini değerlendiren Sırakaya, “Öncelikle bir kere Avrupa Birliği’nin temel felsefesi çokkültürlülük, fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü. Ben Avrupa Birliği’nin bütün bu temel değerler üzerine kurulmuş olan, değerler bütünü olduğuna ve değerler üzerine inşa edildiğine inandığım Avrupa Birliği’nin bugünkü bu tavrının bir kere her şeyden önce bu değerleriyle uyuşmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla Muharrem Bey’den tavrının ‘O gelmezse ben de gelmem’ şeklinde değil, bilakis Avrupa Birliği’nin temel dinamikleri olan bu değerlere karşı muhalefet eden anlayışını eleştirmesini bekliyorum” diyor.

Zafer Sırakaya, Avrupa medyasında AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimleri kazanması durumunda Türkiye’nin daha da otoriteleşeceği ve demokrasiden uzaklaşacağı yönünde iddiaların yer almasına ilişkin de konuştu. Sırakaya bu iddialara ilişkin, “Sayın Cumhurbaşkanımız, 2002 yılı itibarıyla girmiş olduğu seçimleri kazanan bir Cumhurbaşkanı. Dolayısıyla milletin tercihiyle iktidara gelmiş olan ve demokratik bir sistemde insanların özgür iradesiyle vermiş olduğu oy ile iktidara gelmiş olan bir Cumhurbaşkanı’ndan bahsediyoruz. Ben Avrupa’nın 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne karşı nasıl çekingen bir tutum veya sonucu görelim ondan sonra bir rant alırız şeklindeki davranışını biliyorum. Yani Avrupa’nın, seçilmiş olan bir cumhurbaşkanını askerî darbeyle deviren kişiyi şu anda Avrupa’daki ilgili ülkelerde askerî karşılama töreniyle nasıl karşılandığını biliyorum. Bence Avrupa’nın her şeyden önce kendi evinin önünü temizlemesi lazım” değerlendirmesinde bulunuyor.

Avrupa’nın tutumunu eleştiren Sırakaya sözlerine şöyle devam ediyor: “Kendi demokratik değerlerini sadece kendisine yönelik olduğu zaman çok müspet karşılayıp, başkasına yönelik olduğu zaman eleştirel tutumdan vazgeçmesi lazım. Bugün Avrupa’nın PKK terör örgütüne nasıl alan açtığını gördüğümüz bir ortamda, dünyadaki diğer terör örgütlerine, YPG’ye ve PYD’ye sınırımızın diğer tarafında nasıl alan açtığını gördüğümüz zaman, açıkçası Avrupa’nın bu şekildeki suçlamalarının benim nazarımda, Avrupalı Türk toplumu nazarında ve dünya kamuoyu nazarında da herhangi bir karşılığının ve geçerliliğinin olmadığını düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçmiş olduğu ve inşallah 24 Haziran itibarıyla da tekrar verecekleri bir destekle devam edeceğine inandığım bir siyasetçidir. Bu anlamda bu ifadeyi kullanan siyasetçilerin öncelikle kendilerine bakmalarını tavsiye ediyorum.”

MUSTAFA ÖZCAN
Gazeteci
Bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olumsuz bir hava var. O hava, tavır bugün de devam ediyor.

Türkiye’nin önünü görmesi gerekiyordu

Gazeteci Mustafa Özcan da şartlar gereği seçimlerin erkene alınmasının uygun olduğu görüşünde. Türkiye’deki bazı ekonomik, siyasi ve dış politika alanındaki gelişmelerin erken seçim kararının alınmasında etkili olduğunu belirten Özcan, “Türkiye’nin önünü görmesi açısından erkene alınmasında fayda vardı ve netice itibarıyla o karar verildi. Uygulamaya konuldu” diyor.

Erken seçim kararının Avrupalı ülkelere yansımasını değerlendiren Özcan, “Avrupa Birliği, Türkiye’ye seçimlerde gözlemci göndermeyecekmiş. Sadece bu seçimde değil, son yapılan referandumda da Türkiye’nin propaganda haklarını kısıtlamışlardı. Hatta Almanya ve Hollanda’da miting yapılması yasaklanmıştı. Aynı anlayış devam ediyor” diye konuşuyor.

Avrupalı yönetimlerin Türkiye’ye karşı olumsuz bir tavır taşıdıklarını belirten Özcan, “Bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik olumsuz bir hava var. O hava, tavır bugün de devam ediyor” ifadelerini kullanıyor.

Türkiye’deki referandum sürecinde, bazı AK Partili vekillerin ve bakanların seçim mitinglerinin Avrupalı ülkeler tarafından engellendiğini hatırlatan Özcan, “Seçim veya referandumdan sonra ikili ilişkilerin önünün açılacağı varsayılıyordu. Hakikaten yerinde bir yaklaşımdı; fakat bununla birlikte AK Parti’ye yönelik tutumlarının sabit olduğu seçimlerle birlikte anlaşılmış oldu. Her ne kadar bu tavırlarda eskisine nazaran hafifleme olsa bile ilişkilerde sonuç itibarıyla bariz bir sabit yaklaşım olduğu anlaşılıyor. Avrupa’da, özellikle Almanya’daki iktidar Merkel ve Hollanda’daki hükumetin negatif olduğu gözlemleniyor. Suriye olayları, Türkiye’nin mevcut politikada ilişkilerini biraz olumsuz yönde etkiledi. Baktığımız zaman herkes müdahil oluyor. Bu, ilişkilerdeki yapıcı alanı veya yapıcı boyutu negatif etki haline getiriyor” diyor.

Mali açıdan bakıldığında Avrupa’nın Türkiye’den vazgeçmesinin mümkün olmadığını söyleyen Özcan, “AK Parti’ye yönelik negatif bir tutum takındılar ve bu tutumu da sürdürüyorlar maalesef” ifadelerini kullanıyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Avrupa’nın tutumunda ciddi değişimler olduğunu belirten Özcan şöyle devam ediyor: “Özellikle de Suriye olaylarıyla maalesef tutumlarını değiştirdiler. Avrupa medyasında AK Parti’nin ve de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriterleştiğine dair maalesef bir algı oluştu. Bu durum Türkiye’nin bu şekilde ilerlemesi veya dış politikada etkin olma çabalarından da ileri geliyor. Yani Türkiye’nin büyüyen hacminden hoşlanmıyorlar. Bu sadece Avrupalılarda değil Arap âleminde de, dünyada da aynı yaklaşım söz konusu. Bu açıdan rahatsızlıklarının, Türkiye’deki demokrasinin işleyişinden ziyade Türkiye’nin jeopolitik konumu diye düşünüyorum.”

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)