AVRUPA EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

Türkiye’nin AB ülkeleriyle olan ekonomik ilişkileri dış pazarında en büyük payı oluştururken, dünyanın en büyük ekonomisi olarak gösterilen ABD ile gerçekleşen ekonomik birlikteliği de önemli veriler sağlıyor. AB ile ‘yenilenmeye’ başlayan ilişkiler ve ABD ile olan siyasi gerilimlerin ardından, Türkiye ekonomisinde bu ülkelerin önemini DEİK Başkanı Nail Olpak, İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve TABA Başkanı Ali Osman Akat’a sorduk.
Posted on Mayıs 22, 2018, 3:17 pm
FavoriteLoadingBeğen 20 mins

NAİL OLPAK                                               DEİK Başkanı                                         Avrupa Birliği yaklaşık yüzde 50 ihracat oranı ile Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. Bu seviyenin korunması gerek.

Türkiye dış ekonomisinin en büyük payını, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler oluşturuyor. Nitekim 2017 yılı verilerine göre, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 50’sini AB ülkeleri oluşturdu. Türkiye’nin ABD ile olan dış ticaret hacmi ise 17.5 milyar dolar civarında. Söz konusu rakamlara göre, AB ve ABD ile olan ekonomik ilişkiler, Türkiye ile olan iki taraflı alışveriş açısından önem taşıyor.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, 2017 yılında 157.1 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci ihracat seviyesine ulaşıldı. Ülke bazında bakıldığında, 2017’de en çok ihracat 15 milyar 136 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı. Bu ülkeyi 9 milyar 616 milyon dolarla da İngiltere izledi.

İthalat rakamlarına bakıldığında da Çin’in ardından 21 milyar 302 milyon dolarla Almanya ikinci sırada geliyor.

Türkiye ve AB ilişkilerinin ekonomik boyutunun son derece önemli olduğunu söyleyen İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, “Bu önemi öncelikle karşılıklı ticaret hacmi ve teknolojik içeriği açısından değerlendirmek gerekiyor.

Son verilere göre, 2017 yılında da Türkiye’nin ihracatının önemli bir bölümü AB ülkelerine gitti. Bu oran, yüzde 47 gibi neredeyse ihracatın yarısı diyebileceğimiz bir oran. Üstelik teknoloji ve katma değer açısından incelediğimizde de AB’ye yaptığımız ihracatın kaliteli ve orta-ileri teknoloji içeren bir içeriği ve yapısı olduğunu görüyoruz. Bu durum, sanayimizim rekabet gücü ve ürettiği katma değer açısından da AB pazarının önemini ortaya koyuyor” diyor. Değer zincirlerine hâkim olmanın özellikle Türkiye’deki otomotiv gibi sektörler açısından bir çıpa olduğunu ifade eden Zeytinoğlu, ikinci en önemli unsurun da AB’den Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımların büyüklüğü olduğunu belirtiyor.

Zeytinoğlu, Türkiye’de tesis kurarak üretim yapmak için gelen Avrupa sermayesinin de ekonomik ilişkilerdeki kritik önemine dikka ti çekiyor. Zeytinoğlu, “YASED’in (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) 2017 birinci çeyreğine ilişkin rakamlarına bakarsak, toplam uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 78’i AB ülkelerinden gelmiş. Bunun içinde İspanya, Hollanda, Avusturya ve Almanya ilk 10’da yer alıyor. Türkiye’nin tasarruf düzeyi düşük olan ve yabancı sermaye girişine ihtiyaç duyan bir ülke olduğunu dikkate alırsak, AB’den gelen doğrudan yatırımların ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılır” diyor.

AYHAN ZEYTİNOĞLU                        İKV Başkanı                                       Avrupa Birliği mekanizmalarına entegre olmuş bir Türkiye’nin yatırımcı nezdindeki güveni tavan yapar.

Uyum mevzuatında yeni bir atılım şart

Ekonomik ortamı oluşturan mevzuatın AB ile uyumlu olduğunu belirten Zeytinoğlu, mevzuat uyumu sürecine ilişkin şunları söylüyor: “Yani piyasa ekonomisinin kurallı bir şekilde işlemesi diyelim. Bu kapsamda da gerek Gümrük Birliği’ne hazırlık olarak, gerekse AB müzakerelerine başlamak için gerçekleştirilen reformlar, Türkiye’nin bu alanda AB ile uyumlu hale gelmesine büyük ölçüde katkıda bulundu.

Ancak AB sürecimizdeki sorunlar sebebiyle mevzuat uyumu süreci istendiği gibi işlemiyor. Bu alanda yeni bir atılıma ihtiyaç var. AB ile mevzuat, norm ve standart uyumu hem AB pazarında etkili olmamız için gerekli hem de iyi işleyen bir piyasa ekonomisi mekanizması açısından itici güç oluşturuyor.”

AB ile ekonomik ilişkilerde en başta gelen gündem maddesinin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve modernizasyonunu oluşturan sürecin geldiğine dikkati çeken Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin işleyişinde yaşanan ancak çözülemeyen konular olduğunu söylüyor.Zeytinoğlu bunları şöyle sıralıyor: “Türkiye’nin AB’nin imzaladığı STA’ları (Serbest Ticaret Anlaşması) eşzamanlı olarak müzakere etmesi ve imzalaması konusu, ulaştırma kotaları, uyuşmazlıkların çözümü mekanizmaları, tarife dışı engeller gibi… Bir de Gümrük Birliği’nin sanayi ürünleri dışında tarım ve hizmetler sektörlerine genişletilmesi ve kamu alımları piyasalarının karşılıklı olarak açılması gibi ek bazı konular ve hedefler bulunuyor. Bu da Gümrük Birliği ilişkisinin ekonominin yüzde 20’sinin ötesine geçerek daha kapsamlı bir entegrasyona vesile olması demek.”

Hizmetlerde Türkiye’nin iyi durumda olduğunu ve bu alanda AB’ye karşı dış ticaret fazlası verdiğini söyleyen Zeytinoğlu, “Özellikle turizm, inşaat ve taşımacılık sektörlerimiz rekabet gücü ve uluslararası tecrübe açısından oldukça iyi durumda. Tarım yine AB pazarında önemli fırsatlara ulaşabileceğimiz bir alan. Özellikle taze meyve ve sebze, zeytinyağı, kabuklu yemişler, beyaz et ve balık yetiştiriciliği Türkiye’nin avantajlı olduğu ürünler. Bu alanlarda bir açılım, Türkiye açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Ancak tarımda AB’nin yüksek standartları olduğunu unutmamamız lazım. Tarım ürünlerinde kullanılan kimyasallar, katkı maddeleri gibi konularda AB’nin SPS kurallarına uyum sağlarsak avantajlı konuma geçeriz. Tarımda AB’ye uyum için kapsamlı bir strateji oluşturmamız gerekiyor” diyor.

Siyasi ilişkilerin düzeltilmesi gerek

Almanya’da CDU (Hıristiyan Demokrat Birliği) ve SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) arasında varılan koalisyon mutabakatında, Türkiye ile Gümrük Birliği müzakerelerinin başlatılmasına karşı olunduğunu hatırlatan Zeytinoğlu, “Almanya gibi diğer bazı üye devletler de Türkiye’de siyasi durumda değişme olmaması halinde bu müzakerelerin başlatılmasına karşı olduklarını ifade etmişti. Dolayısıyla AB ile daha derin bir ekonomik entegrasyon için de siyasi ilişkilerin düzeltilmesi kilit önem taşıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Yüksek büyüme AB ekonomisini etkiler

Türkiye’nin hızla gelişen dinamik bir ekonomi olduğunu ifade eden Zeytinoğlu, “Bazı kırılganlıklara ve jeopolitik ortamdaki zorluklara rağmen, Türkiye geçen yıl üçüncü çeyrekte yüzde 11’lik bir büyüme hızına ulaşmıştı. Dolayısıyla bu yüksek büyümesi ile Türkiye, AB ekonomisini de olumlu etkiler” diyor.

AB ekonomisinin ağırlığını Almanya, Hollanda, İsveç gibi genelde kuzey ülkelerinin oluşturduğunu söyleyen Zeytinoğlu; Türkiye’nin dahil olduğu bir AB’nin, AB ülkelerine katkısını şöyle anlatıyor: “Türkiye gibi büyüme potansiyeli yüksek, gelişmekte olan bir ekonomi, AB sermayesi için de yeni yatırım olanakları yaratacaktır.

ALİ OSMAN AKAT                    TABA Başkanı                          Amerika pazarı gelişime açık Türk şirketleri için büyük fırsatlar barındırıyor. Hedefimiz, ABD’de Türk Organize Sanayi Bölgeleri açmak.

Ayrıca 80 milyonluk bir nüfusun katılması, tüketim ve üretim açısından olumlu etki yapacaktır. Türkiye’nin hava yolu taşımacılığından enerjiye kadar bir bölgesel merkez konumuna geldiği de düşünülürse, AB’ye katkıları daha iyi anlaşılır.” Zeytinoğlu, birliğe üye olan bir Türkiye içinse şunları söylüyor: “Türkiye açısından AB adaylığının reformlara kazandırdığı ivmeyi ve doğrudan yatırımların artış eğrisini hatırlarsak, Türkiye’nin AB üyesi olmasının getireceği fayda daha net ortaya çıkar. AB standartlarına uyumlu, hukukun üstünlüğünden, iyi yönetişim standartlarına kadar AB mekanizmalarına entegre olmuş bir Türkiye’nin yatırımcı nezdindeki güveni de tavan yapar. Ekonomik aktörler için de çok daha güvenilir ve öngörülebilir bir ortam oluşmuş olur.”

Zeytinoğlu, 26 Mart’ta Bulgaristan’da yapılacak Türkiye-AB Zirvesi’nin önemine de dikkati çekiyor ve “Öncelikle geçen mayıstan beri ilk kez Cumhurbaşkanımız, AB kurum başkanları ile bir araya gelmiş olacak. AB ile siyasi gerilimlerin yaşandığı bir yıl geçirdik. 2018 ile birlikte her alanda belli bir yumuşama başladı. Cumhurbaşkanımızın Fransa ziyareti, Bulgar Dönem Başkanlığı’nda İstanbul’da Demir Kilise’nin açılması, Dışişleri Bakanımızın Alman muhatabı ile görüşmesi, son olarak da Başbakan Yıldırım’ın Merkel ile görüşmeleri önemli gelişmelerdi. Bu zirve, yakalanan bu ılımlı havayı somuta yansıtmak açısından önemli” diyor.

Zirvenin AB ile ilişkilerin geleceğine yönelik yeni adımlar atılması ve ortak bir gündem oluşturulması bakımından verimli olacağını belirten Zeytinoğlu, “Türkiye olarak, AB’nin üzerinde hassasiyetle durduğu hukuk ve özgürlükler alanlarında yeni bir vizyon ile o zirveye gitmemiz daha fazla fark yaratmada etkili olur. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu konusunda yeni bir ivme sağlanabilir. Tabii zirvede ele alınmasını beklediğimiz en önemli konulardan biri de vize serbestliği. Türkiye, vize serbestliği için kalan 7 kriterin de tamamlanması için AB tarafına bir plan sunmuştu. Bu konuda AB Komisyonu henüz görüşünü bildirmedi, ki bu plan terörle mücadele kanununun revizyonu da dahil olmak üzere önemli noktaları barındırıyor. Zirvede mutlaka bu konu da ele alınacak ve AB’nin vizelerin kalkmasına yönelik bir yeşil ışık yakması dahi ilişkilere son derece pozitif yansıyacaktır” ifadelerini kullanıyor.

ABD’deki hedef 15 milyar dolar

AB ülkelerinin yanı sıra ABD de Türkiye açısından önem taşıyan bir başka durak. 2017 verilerine göre Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracat tutarı, önceki yıla göre yüzde 33 artarak 5 milyar 782 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde Türkiye’nin ABD’den yaptığı ithalat ise 7 milyar 950 milyon dolar oldu. Türk Amerikan İşadamları Derne ği (TABA – AmCham) Başkanı Ali Osman Akat da dünyanın en büyük ekonomisi ABD ile olan yıllık ihracat boyutunun 7.5 milyar dolar olduğunu belirtiyor. ABD ile ihracat hedefini ilk etapta 15 milyar dolar olarak belirlediklerini ifade eden Akat, TABA olarak ilk projelerinin Amerika’da Türk Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) açmak olduğunu söylüyor.

ABD’de açmak istedikleri OSB’lere ilişkin detaylı bilgi veren Akat şunları söylüyor: “Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesi olan Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nin bir modelini (GOSB) Amerika’ya taşıyacağız. Burada yalnızca Türk şirketler

i yer alacak. Amerika pazarına girmek isteyen Türk şirketlerine her türlü desteği vereceğiz. Bunun için Ekonomi Bakanlığı’ndan destek alacağız. Pazar araştırması yapacağız. Örneğin bir motor dişlisi üreten firmamız var. ABD’de açacağımız bölgede yatırım yapmak istiyor. O ürüne ABD pazarında ne kadar ihtiyaç var? Ne kadar üretebilir ve üzerine ne kadar kâr marjı koyup, pazarda hangi fiyata satabilir? Aynı ürünü üreten rakip firmaların durumu ne? Kısacası yatırımdan önce şirketin bu yatırımdan ne kazanabileceğini rapor halinde sunacağız. Üstelik bu raporun finansmanının yüzde 70’ini Ekonomi Bakanlığı teşvik kapsamında zaten karşılıyor.” Amerika pazarının gelişime açık Türk şirketleri için büyük fırsatlar barındırdığını anlatan Akat, “Bu hafta ön talep toplamaya başlayacağız. Ön talep toplama bir yıl sürecek. Yatırım rakamıyla ilgili bir alt limit yok.

Amerikan yönetimi, Amerika’ya yatırım için zaten çok istekli, bunu biliyoruz. Biz tüm taleplerimizi iletiyoruz. Amerika’da birçok eyalet yetkilisi ile görüşüyoruz ve görüşeceğiz. Heyecanla bekliyorlar. İlk etapta üç eyalet belirleyip, bunlardan biriyle bu işe başlaya cağız. Eyalet ve federal teşvikler de var. Bunlardan da yararlanacağız” diye konuşuyor.

Amazon’la görüştük

Akat, e-ticaret yoluyla da Türk şirketlerinin Amerika pazarına açılmalarını sağlayacaklarını ifade ediyor. Dünyanın artık e-ticaretle büyüdüğünü belirten Akat, “Özellikle Amerika’da ticaret artık e-ticaret üzerinden dönüyor.

Amerika seyahatlerimizde Amazon ve Alibaba.com yöneticileriyle görüşmelerde bulunduk. Bizim amacımız, Türkiye’deki en küçük işletmeden en büyük holdinge kadar tüm işletmelerin e-ticaret üzerinden Amerika’ya açılmaları.

Biz, Türk şirketleri Amerika pazarına e-ticaret üzerinden ne satabilirler ve pazarda ne kadar büyüyebilirler bu konunun üzerinde duruyoruz. Kısacası e-ticareti Türk şirketlerine öğreteceğiz ve Amerika pazarında satış yapmalarını sağlayacağız” diyor.

Şirketlerin küçük maliyetlerle bu işe girebileceklerini söyleyen Akat, “Şirketlerimiz 400-500 dolar harcayarak amazon.com üzerinden e-ticarete başlayabilecekler. Biz dernek olarak bu konularla ilgili ön danışmanlık veriyoruz. Detaylı danışmanlığı ise Amazon. com ve ilgili diğer şirketler ile organize etmeyi planlıyoruz. Öte yandan şirketlerimizin yaptıkları bu ticaret, ihracattan sayılıyor, ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Türkiye ekonomisine katkı sunuyor” ifadelerini kullanıyor.

AB ile pozitif gelişmeler olacak

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ise AB’nin Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olduğuna söylüyor. Söz konusu ticaret payının yüzde 50’ler civarında olduğunu belirten Olpak, bu seviyenin korunması gerektiğine vurgu yapıyor.

AB ilişkilerinde mart ayında Türkiye için pozitif gelişmelerin yaşanacağı beklentisinin olduğunu söyleyen Olpak, “İlk sinyal Fransa’dan geldi. Almanya hâlâ hükumet kurma ile meşgul, o krizini çözemedi.

O zamana kadar bunu çözerlerse bizim için dönüm noktası olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullanıyor. Olpak, AB’de etkin olunamayan alanların üzerine gidilmesinin önemli olduğuna da vurgu yapıyor.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)