Aydınlanma Avrupa’da modern çağda ortaya çıkan bir kavram. Ancak daha 11. yüzyılda Anadolu’da aydınlanma düşüncesine temel oluşturan fikirler bulmak mümkün. Anadolu’nun fikir mimarları yüzyıllar önce söyledikleriyle modern çağın aydınlanma problemine açıklamalar getiriyor. İşte onlardan bazıları:

DEDE KORKUT

Atasının adını yürütmeyen hoyrat oğul olmasa daha iyi. Ana rahmine düşünce doğmasa daha iyi.

Yalan söz bu dünyada olmasa daha iyi.

Arifler üç otuz on yaşını doldursa daha iyi.

Sakın haset için bela isteme, o zaten bela içindedir.

Ona düşman olmaya ne hacet, onun tepesinde öyle bir düşman var ki.

Azını gören çoğunu bilen sözünü diyen oğul…

Sen sen ol el sözüyle yola çıkma…

El sözüyle yola çıkan el yolunda yorulur.

MEVLANA

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle..

Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.

Dilin anlatışı aydınlatır, aydınlatır ama dile düşmeyen, söze gelmeyen aşk, daha da aydınlanır.

Rüzgâr ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur; küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir.

Dünya mülkü, bedene tapanlara helaldir; bizse zevali olmayan aşk mülkünün kullarıyız. Ne mutlu o kişiye ki, bu yurttan vazgeçti; çünkü ecel, bu yurdu yıkar; bu padişahlığı bozar gider.

NASRETTİN HOCA

Ben neredeysem dünyanın ortası orasıdır.

Bilenler, bilmeyenlere anlatsın

Damdan düşen bilir damdan düşenin halini

YUNUS EMRE

Bir bahçeye giremezsen, durup seyran eyleme.

Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme.

Nefistir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan.

Sabır saadeti ebedi kalır sabır kimde ise o nasib alır.

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz.

ŞEYH EDEBALI

Cahil ile dost olma ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

Hayvan ölür semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil bırakmayanın ardından ağlamalı.

Dünya senin gözerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.

HACI BEKTAŞ-I VELİ

Edep, erkâna bağlıdır, ayağımız başımız, Güllerden koku almıştır, toprağımız taşımız. Soframızda bulunan, lokmalar hep helâldir, Yiyenlere nur olur, ekmeğimiz aşımız.

Madde karanlığı, akıl nuru; Cehalet karanlığı, ilim nuru; Nefis karanlığı, marifet nuru; Gönül karanlığı, aşk nuru ile aydınlanır. Malım mülküm servetim, hepsi evde kaldı, Eşim dostum akrabam, geçtiğim yolda kaldı, Dostlarımdan birisi, benden hiç ayrılmadı, Allah için yaptığım iyilikler bende kaldı.

HACI BAYRAM-I VELİ

Konstantiniyye mutlaka alınacaktır. Ama bunu bir öfke ve hiddet işi haline sokmadan, bir illeti tedavi eder gibi yapmak lazımdır. Çünkü hiddet ve kin, gerçekleri gören gözleri kör eder.

Dünyalığınız varsa sakın ona güvenmeyiniz ! Dünyalığınız yoksa çalışıp helalinden elde ediniz. Kazandığından fakirlere cömertçe paylarını veriniz. Adalet güzeldir, ama Emir’de olursa daha güzeldir; cömertlik güzeldir, ama zenginde olursa daha güzeldir; sabır güzeldir, ama fakirde olursa daha güzeldir; tövbe güzeldir, ama gençlerde olursa daha güzeldir; utanmak güzeldir, ama hanımlarda olursa daha güzeldir.

ŞEYH ŞABAN-I VELİ

Gelişiniz güle güle, gidişiniz güle güle, her işiniz güle güle olsun.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)