İSTANBUL

Yeni İmar Yönetmeliği, bundan sonra 81 il için temel bir metin olacak. Yönetmelik için bütün belediyelerde yerele özgü planlar hazırlanacak. Bu temelde imar ve yapılaşma faaliyetini yöneten tüm yerel birimlere yeni yönetmelik doğrultusunda eğitim de verilecek. 81 ilde imar faaliyetlerinin çerçevesi, önümüzdeki aylarda bu çalışmaların ardından belli olacak.

Yeni yönetmelik, yapılaşmada kat sınırı ve yeni emsal değerleriyle 5 ila 7 katlı daha alçak binaların önünü açarken, imar planlarında iklim, coğrafi koşullar ve tarihi doku göz önünde bulundurulacak.

Ekoloji esaslı kentsel planlama

Ülkemizde bölgeler de coğrafi temele göre ayrılıyor. Ancak bu coğrafi temeli dikkate alan ekoloji esaslı çalışmalar, tematik planlar ve havza esaslı yaklaşımlar bugüne kadar planlama çalışmalarında yer almıyordu. Şehircilik Şûrası bu açıdan büyük önem taşıyor. Tarım havzası, hidrolojik su havzası, kalkınma havzası gibi kavramlar artık imar yönetmeliklerinin esasını oluşturacak.

İZMİR

Planlamada havza sınırlarının dikkate alınması düşüncesi ülkemizde ilk olarak 2016’da tamamlanan ve Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerini kapsayan Yeşilırmak Havzası Peyzaj Atlası ile başlatılmıştı. Bu proje ile özellikle çevre düzeni planları gibi üst ölçekli fiziki planlarla bütünleşmenin nasıl sağlanabileceği konusunda ekolojik temelli çeşitli altlıklar oluşturulmuştu.

Kent-kır bütünlüğü sağlanacak

6360 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu sonrasında ülkemizdeki büyükşehirlerde kent-kır bütünlüğünü kurmak çok önemli bir konu haline geldi. Köylerin kırsal mahallelere dönüşmesi, belediyelerin yetki ve sınırlarının genişlemiş olması gibi konular fiziki yapılaşma ve doğal çevreye ait sorunların birlikte ele alınması gereğini doğurdu. Bu anlamda yeni yönetmelikte yer alan, ‘peyzaj karakter değerlendirme yaklaşımları’ ve ‘kırsal tasarım rehberleri’ gibi düzenlemeler, büyükşehir belediyelerinin kırsal mekânlarda yerleşimi nasıl planlanması gerektiğini belirleyecek. İl bütünlüğünün kır-kent ilişkileri bağlamında çözümlenmesi sağlanacak.

ANKARA

İklim yapısı dikkate alınacak

Çevre düzeni planı ve nâzım imar planı yapım süreçlerinde ekolojik altlıklar olarak kent kirlilik haritaları ve kent iklim haritaları gibi araçların kullanılması, yeni yönetmelikte vurgulanan konular arasında. Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı olmasına rağmen, iller bazında hazırlanmış iklim değişikliği planı yoktu.

Bu konudaki en yakın girişim 2010 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) arasında, Türkiye’de ilk Yerel İklim Eylem Planı hazırlamak üzere yapılan çalışmaydı. Şimdi bunu genelde sağlamak için bir sertifika sistemi oluşturuluyor. Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde 75.000 nüfuslu öngörülen ve pilot uygulaması yapılması hedeflenen eko-kent projesi bunun ilk örneklerinden.

ŞANLIURFA

Doğa esaslı çözümler

Dünyada 2050 yılına kadar kentleşme oranının yüzde 75’e ulaşması bekleniyor. Ülkemizdeki kentsel alanların da genişleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, kentleşmenin iklim sistemi üzerindeki baskısını artırması büyük bir çevresel sorun olarak algılanacak.

Kentler, iklim değişikliği sonucunda ekstrem olaylardaki artıştan dolayı daha kırılgan hale gelecek. Bu bağlamda, kentlerin sürdürülebilirliği için parklar ve rekreasyon alanları günümüzün değişken kent ortamında ‘kritik altyapılar’ olarak öne çıkıyor.

Bu açıdan yeni yönetmelik şehirleşmede, su geçirimli yüzey kaplama malzemelerine kadar detaylandırılabilecek doğa esaslı çözümlere kapı aralıyor. Kentlerin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için farklı ekosistemlerin yani akarsu, tarım alanı gibi yerlerin tasarım kararlarına yansıması sağlanıyor. Bu anlamda, yeşil altyapı ağlarının kurulması ve ilgili doğa-esaslı tasarım çözümlerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.

Yeşil altyapı sistemleri ve doğa esaslı çözümlerin yol göstericiliğinde kentsel tasarım projelerinin hazırlanmasının sorunların detayda ve uygulamada çözümünde önemli katkı sağlayacağı değerlendirmesi yapılıyor. Bunlar ‘suya duyarlı kentsel tasarım’, ‘peyzaj şehirleşmesi’ gibi adlandırmalarla şûra kararları arasında yerini alıyor.

GAZİANTEP

Göç ve kentleşme

Şûrada, Türkiye’deki iç göç hareketleri de yeni yapılaşma faaliyetlerinin önemli bir parametresi olarak yer aldı.

Ülkemizde 50’li yıllardan itibaren devam eden hızlı kentleşme sonucunda şehirlerde yaşayan nüfusun oranı 1950 yılında yüzde 25 iken, 1980 yılında yüzde 44’e, 2000 yılında yüzde 65’e ve 2012 yılında yüzde 77’ye kadar çıktı. 2016 yılı sonu itibarıyla ise dünya nüfusunun yüzde 54’ü, ülkemiz nüfusunun yüzde 88’i şehirlerde yaşıyor. 2050 yılında dünya nüfusunun üçte ikisinin, Türkiye nüfusunun ise yüzde 95’inin şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. 1950 yılında nüfusu 500 binden fazla olan şehir sayısı 2 iken, günümüzde bu sayı 40’ı aştı.

Buna bağlı olarak 1984 yılında kabul edilen ilk Büyükşehir Belediyesi Yasası ile İstanbul, Ankara ve İzmir ‘Büyükşehir Belediyesi’ olarak ilan edildi. İlk 10 yıl içinde büyükşehir belediye sayısı sekize, 20 yıl içerisinde ise 16’ya yükseldi. 2009 yılında Kentleşme Şûrası yapılarak hızlı şehirleşme mercek altına alındı.

BURSA

Yaşam kalitesi, afetlere duyarlı yerleşme, doğal ve kültürel varlıkların korunması, kentsel dönüşüm, teknik ve sosyal altyapı, yerel kalkınma, kentlilik bilinci, yönetişim ve yerel yönetimler konularında çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalardan yola çıkılarak 2011 yılından sonra mekânsal planlamaya dair bir dizi kurumsal ve yönetsel değişiklik yapıldı. Son olarak 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile büyükşehir belediyelerinin yetki alanları, il sınırlarına kadar genişletilmiş, planlama ve imar faaliyetleri ile hizmet sunumu açısından bütüncül, etkili ve verimli bir yönetsel yapı kurulmuştu.

2014-2018 yıllarını kapsayan 10. Kalkınma Planı’nda ekonomik amaçların geliştirilmesine paralel olarak, bireylerin kendilerini geliştirebilecekleri, özgür, sağlıklı, güvenli ve yüksek standartta yaşam sürebilecekleri sosyal bir ortamın oluşturulması temel amaç olarak belirlendi. Planda kalkınma hedeflerine tam olarak ulaşılabilmesi için insanların bulundukları mekânlarda yaşam kalitesinin ve yaşanabilirlik standartlarının çevreye duyarlı bir şekilde yükseltilmesi gerektiği belirtiliyor.

Yeni İmar Yönetmeliği’nde kentleşme hızı, göç alma-verme yoğunluğu göz önünde bulundurularak yerel planların hazırlanması öngörülüyor. 2015-2016 dönemi için iller arası göç eden nüfus toplamının 2.619.403 kişi olduğu dikkate alındığında, bu kişilerin göç ettikleri iller açısından yeni ihtiyaçlara yol açacağı tespit ediliyor.

ANTALYA

İller, aldıkları ve verdikleri göç açısından değerlendirildiklerinde; nüfus bakımından büyük illerin ön plana çıktıkları görülüyor. Örneğin İstanbul, hem aldığı hem de verdiği göç sayısı bakımından ilk sırayı alıyor. Belirtilen kapsamda ‘ilk 10 il’ sıralamalarına bakıldığında, dokuz ilin aldıkları ve verdikleri göç miktarları ile her iki sıralamada da yer aldıkları görülüyor.

Buna göre TOKİ, yerel yönetimlerle ortak şekilde bugüne kadar 128 kentsel dönüşüm projesinde 94.563 adet konut yapımına yönelik ihale gerçekleştirdi. Uygulanan politikalar ve gerek TOKİ’nin gerekse özel sektörün konut üretimi neticesinde Türkiye’de göçe bağlı kaçak yapılaşma oranı önemli ölçüde düşürüldü.

FavoriteLoadingBeğen

Leave a Reply

  • (not be published)