Türkiye’nin kendi kendine yetebilirlik öyküsü

Terörle mücadelede ihtiyaç duyduğu silahları satın almakta siyasi nedenlerle zorlanan Türkiye, 2004 yılında yerli silah sanayi alanında önemli bir adım atarak İHA üretimi projesine başladı.
Yayın Tarihi: Ara 31, 2016
FavoriteLoadingBeğen 26 mins

Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903’te uçurduğu ilk motorlu uçağın ardından havacılık tarihinde çok şey değişti. Gelişen havacılık hızla savaşa uyarlandı ve kısa sürede savaş alanlarının vazgeçilmezi oldu. Napolyon, büyük savaşlarını ‘balonla’ gökyüzünden izledi. Özellikle Rusya’ya karşı büyük zafer elde ettiği Borodino Muharebesi’nde atların karadan çektiği özel balonuyla savaş alanını gözlemleyen Napolyon, savaşın ilk anlarında askerlerini Rus topçusunun zayıf olduğu cephelere göre yönlendirmiş, kısa bir saldırının ardından Rus cephe kanatlarını çökerterek, merkezdeki topçu birliklerini süvarisiyle vurmuştu. Borodino bir bakıma ‘havacılık’ sayesinde kazanılmış ilk muharebedir diyebiliriz. Savaş alanını ‘yüksekten’ gözlemleyerek daima kendisi seçen Napolyon, savaşın ilk anlarında düşman saflarını gözlemleyip kendi savaş formasyonunu düşmana göre belirleyerek, olabilecek en mükemmel stratejiyle saldırır. Öyle ki, kaybettiği tek büyük savaş olan Waterloo’da Napolyon savaş alanını kendisi seçememiş, İngiliz General Arthur Wellesley tarafından çamurlu arazide savaşmaya zorlanmıştır. Waterloo’da tepelerin arkasına gizlenen İngiliz ve Prusya topçusunu gözlemleyemeyen Napolyon, askerlerini topçu ateşinin üzerine sürmüş, senelerce Fransız ordusunun bel kemiğini oluşturan deneyimli ve donanımlı ‘İmparatorluk Muhafızları’ şarapnel parçalarıyla katledilmiştir. Savaş alanında havacılık, ilk yıllarında, komuta kademesi için vazgeçilmez olan ‘gözlem’ olanağını sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın kilometrelerce

Fırat Kalkanı Operasyonu’nda aktif olarak kullanılan Bayraktar Taktik İHA, DAEŞ hedeflerinin yok edilmesinde başarısını kanıtladı.

uzanan Batı Cephesi’nde birbirlerine diş geçirmeye çalışan İtilaf ve İttifak devletlerinin ‘cephe savaşında’ hava kuvvetleri savaş tarihinde ilk kez kendi adına ayrı bir komutanlık tarafından sevk ve idare edilmiş, ana görevi gözlem uçuşlarının üzerine ilk kez denenen ‘bombardıman görevleri’ de dönemin uçakları tarafından gerçekleştirilmiştir. Birbirlerinin ‘gözlem olanağını’ yok etmek isteyen taraflar ‘avcı uçakları’ geliştirmeye başlamış, savaş tarihinin ilk ‘it dalaşları’ Fransa semaları üzerinde, ezici Alman zaferiyle sonuçlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı ve belirginleşen türler
Alman savaş makinesinin büyük bir atılımla başlattığı İkinci Dünya Savaşı, savaş teknolojisinde birçok alanda yeniliklere sahne oldu. Özellikle havacılık tarihinde amaçları üzerine spesifikleşen uçakların kullanıldığı savaşta ‘bombardıman uçakları’, piyadeyi saldırı anında destekleyen ‘avcı-bombardıman’ uçakları ve avcı uçakları kendilerine has görevlerde kullanıldı. Alman yıldırım savaşı Blitzkrieg, ilerleyen tank ve piyade hücumunu destekleyen bombardıman görevlerini içerir. Alman Kara Kuvvetleri (Wehrmacht) düşmanın cephe hattını en zayıf noktasından zırhlı desteğiyle delerken, Hava Kuvvetleri (Luftwaffe) zırhlı birliklerin direnişle karşılaştığı noktalara bomba yağdırarak, ‘ok başı’ olarak adlandırılan kara birliklerinin cephe içlerine doğru kaymasını sağlayacaktır. Savaşın ilk yıllarında, Blitzkrieg taktiğiyle ‘başarılamaz’ denilen zaferleri kazanan Nazi Almanyası, günümüz süper güçlerine de gelecekteki savaşlar için unutulmayan dersler verir. Amerika Birleşik Devletleri’nin Birinci ve İkinci Körfez Savaşı’nda uyguladığı taktik kabaca ‘Blitzkrieg’dir. Düşmanın tüm hava kuvvetleri sürpriz bir saldırıyla yok edilmiş, altyapı ve haberleşme sistemleri bombalanmış hemen ardından savaşa dahil olan kara kuvvetleri ‘avcı bombardıman’ uçaklarıyla desteklenmiştir. Her iki körfez savaşının da sonucu Irak kuvvetleri için hezimetle sonuçlanmıştır. Kuveyt sınırından ülkelerine geri dönmeye çalışan binlerce Irak zırhlısının Amerikan avcı-bombardıman uçakları tarafından otoyollarda imha edilmesi, savaşın ardından ‘ölüm karayolu’ olarak adlandırılacaktır. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri bilinen ‘hava kuvvetleri zaferi daima kazanır’ ilkesi, Birinci ve İkinci Körfez Savaşları’yla tescillenecektir.

Bayraktar MI-B-010

Bayraktar MI-B-010

Havacılık tarihinde insansız hava araçları
İnsansız Hava Araçları (İHA) savaş alanında pilotların ‘ölüm görevi’ olarak nitelendirdiği ‘yok olma pahasına hedefe git’ görevleri için geliştirilmiş ancak daha sonra diğer görevlere olan uygunluğu fark edilince dünya ordularının vazgeçilmezi haline gelmiş hava araçlarıdır. İlk örnekleri İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın uçaksavar takımlarını eğitmek için kullandığı basit uzaktan kumandalı ‘kablolu’ araçlardır. 1951’de Amerikan ordusu için benzer amaçlarla üretilen Firebee 1 ile Beechcraft markalı ‘hedef tahtaları’ ilk güdümlü füzelerin geliştirilmesinde kullanılmışlardır. İHA’lar gözlem ve hedef imhası için ilk kez savaş alanına Vietnam’da sürülmüşlerdir. Sovyet füze ağını keşfetmek isteyen Amerikan Hava Kuvvetleri (USAF) geliştirdiği Ryan Model 147 ile ilk İHA’lara örnek olarak gösterilen Ryan AQM-91 Firefly modelleri ile komünist bloku ülkelerinin hava sahasını, savunma kapasitelerini ve yer hedeflerini İHA’larla gözlemlemiş, pilotla gerçekleştirildiğinde ölümle ya da ‘ele geçirilmeyle’ sonuçlanabilecek görevler çoğu zaman İHA’nın yok olma pahasına ‘başarıyla’ yerine getirilmiştir. Vietnam Savaşı boyunca 3 bin 435 İHA görevi gerçekleştirilmiş, 554 İHA bu görevler sırasında kaybedilmiştir. İHA’ların önemini, USAF Stratejik Operasyon Birimleri’nin komutanı John C. Meyer “Yüzlerce pilotun hayatını kurtardılar” sözleriyle dile getirmiştir.

Türkiye, uzun menzilli obüsleri, ‘Fırtına’lara koordinat taşıyan, hedef gösteren İHA’ları ile artık yerli üretimde kendi kendine yetebilen bir ülke.

Yom Kippur: İHA’lar sayesinde kazanılmış ilk savaş
Yıl 1973’ü gösterdiğinde, Filistin sorununu kesin bir zaferle çözmek isteyen Arap devletleri Mısır ve Suriye, İbranilerin kutsal bayramı Yom Kippur gününde, aynı isimle anılan savaşı başlattılar. Sovyetler tarafından dönemin en gelişmiş füze sistemleriyle donatılan Mısır ve Suriye ordusu ilk adımda, İsrail Hava Kuvvetleri’ne ağır kayıplar verdirince, ‘füze bataryalarının yerlerini tespit etmek’ amacıyla hem Suriye hem de Mısır hava sahasına İsrail yapımı Tadiran Mastiff tipi İHA’lar gönderildi. Tadiran firmasının ürettiği Mastiff’ler, taşıdıkları 10 kiloluk ‘gözlem araçlarıyla’ ilk kez ‘gerçek zamanlı’ görüntüleri komuta merkezine aktardı. Mastiff’ler sayesinde yerleri tam olarak belirlenen değerli hedefler tehdit oluşturmadan yok edildi. İHA’ların etkin kullanımı sayesinde İsrail Hava Kuvvetleri kaçınılmaz olarak görünen kayıplardan kurtuldu, İsrail güçlerine büyük avantaj sağlayan bilgiler komuta merkezine ‘anlık’ olarak taşınarak savaşın gidişatını etkileyen kararlar alınması sağladı. Böylece İHA’lar ilk kez tarih sahnesinde ‘savaş kazandıran araçlar’ olarak görülmeye başlandı.

Körfez Savaşı ve silahlı İHA’lar
1980’ler boyunca İHA teknolojisini sürekli geliştiren ve güncel tutan İsrail firmaları, ABD Donanması’nın dikkatini çekti, Birinci Körfez Savaşı’ndan hemen önce Amerikan AAI firması İsrailli Malat ile işbirliğine giderek Pioneer serisi gözlem İHA’larını üretti. Pioneer serisi, Birinci Körfez Savaşı’nda yoğunlukla Bağdat üzerinde gözlem uçuşları gerçekleştirerek, Irak hava savunma sistemlerinin haritasını çıkardı, öncelikle hava savunma sistemleri ve radarlar üzerine yapılan saldırılarla Irak hava sahası tamamen USAF kontrolüne geçti. 1995 yılında Pioneer serisi üzerinden geliştirilen General Atomics MQ-1 Predator, bilinen ilk silahlı İHA olarak tarih sahnesine çıkmış oldu. Helikopter için tasarlanan AGM-114 Hellfire füzeleriyle donatılan Predator, Bosna Savaşı’nda Sırp hareketli hava savunma sistemlerinin yok edilmesiyle başarısını kanıtlamış, ABD’nin Afganistan işgali sırasında da etkili biçimde ‘stratejik hedeflerin imha edilmesi’ amacıyla kullanılmıştır. Predator bugün hâlâ Pakistan üzerinde uçarak, Taliban hedeflerini yok etmeye devam etmektedir. Predator’den geliştirilen MQ-1C Gray Eagle ile 2007’den beri USAF envanterinde bulunan MQ-9 Reaper’lar günümüzde İHA’ların gözlem görevleri yerine kara hedeflerini imha etmek için de gayet elverişli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Türkiye için vazgeçilmez silah
1980’lerden beri terörle mücadele eden Türkiye, kara kuvvetlerini anlık olarak destekleyen ‘hava gücü’ unsurlarına sahip olmaması nedeniyle uzun yıllar gözlem ve bombardıman görevlerini gerçekleştirmekte büyük güçlükler çekti. Kısmen ‘avcı-bombardıman’ görevleri için uygun F4-Phantom’ların 1990’lar boyunca ‘avcı’ görevi için tasarlanmış F-16’larla değiştirilmesi bu açığı daha görünür hale getirdi. Aynı yıllarda terörle mücadeleye destek amacıyla edinilmiş Cobra tipi saldırı helikopterlerinin göreve alınmasıyla bu açık bir nebze giderilmişse de modern orduların sahip olduğu ‘avcı-bombardıman’ uçaklarının eksikliği hep çekildi. AK Parti iktidarı döneminde silah teknolojisinde ‘millileşme’ adımını atan Türkiye, İHA’ların geleceğini görerek bu konuda yatırımlarına başladı. 1997 yılında gözlem amacıyla üretilen görece olarak basit Kırlangıç tipi Kısa Menzilli İHA’ları ve Doğan tipi Uzun Menzilli İHA’larını örnek alan TAI, KaleBaykar, Aselsan gibi firmalar Türkiye’nin ilk silahlı İHA’sını üretmek için çalışmalarına başladı.

İsrail’in Heron gecikmesi ve millileşme adımı
Milli Savunma Bakanlığı, İsrail’in IAI ve Elbit şirketlerine 2005 yılında 10 adet Heron tipi İHA sipariş etmişti. Silahlı Heron’ların hem gelecekte üretilecek Türk İHA’larına ön ayak oluşturması hem de terörle mücadelede ihtiyaç duyduğumuz keşif ve bombardıman görevlerinde kullanılması bekleniyordu. Ancak 2009 senesine kadar teslim edilmeyen 10 adet Heron ile birlikte Savunma Bakanlığı, yerli üretimi destekleyerek, TUSAŞ tarafından üretilecek olan ANKA’nın ilk adımlarını atmaya başladı. 2004 yılında TUSAŞ’a verilen görevle tasarımına başlanan ANKA, 2010 yılında ilk kez başarılı uçuşunu gerçekleştirerek, 2015 yılında da Blok B tipiyle otomatik kalkış-iniş yapabilecek kapasiteye yükseltildi.

Bayraktar Mini İHA, 2012 yılında Katar’a gerçekleştirilen ihracat ile Cumhuriyet tarihinde ilk kez yurtdışına satılan hava aracı unvanını almıştır..

İlk milli İHA’dan ilk silahlı İHA’ya
Türkiye’ye uygulanan ‘gizli silah ambargosu’nun ayyuka çıktığı 2010 senesinde Türkiye, silahlı milli İHA’sını geliştirmek için ilk adımlarını atmaya başladı. ANKA’dan edinilen tecrübeyle yola çıkan Türk mühendisleri, 2014 yılında KaleBayrak firmasının ürettiği Bayraktar Taktik İnsansız Hava Aracı’nı, ilk kez gökyüzü ile buluşturdular. 5-6 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen testlerde 18 bin feet irtifada, 4 bin kilometre yol kat ederek 24 saat 34 dakikalık uçuş gerçekleştiren Bayraktar, milli İHA’lar arasında irtifa ve uçuş süresi açısından Türk havacılık tarihinde bir rekor kırdı. Milli silahlı İHA üretme gayesindeki mühendisler Bayraktar’ı geliştirmeye devam etti. 17 Aralık 2015 tarihinde 2 adet Roketsan MAM-L güdümlü füzesi yüklü şekilde yapılan atış testinde yüzde 100 isabet ile hedefleri vurma başarısını gösteren Bayraktar Taktik İHA, Türkiye’nin ilk yerli üretim silahlı İHA’sı olarak tarihe geçti. Bayraktar Taktik İHA ile birlikte Türkiye, silahlı İHA üreten altı ülkeden biri haline geldi. Bu durum terörle mücadelede, ‘topal kalması istenilen’ Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olduğu silahları almasını sağlayarak, bugün Suriye’nin içlerine yapılan Fırat Kalkanı Harekâtı gibi, terörle mücadelede yürütülen karmaşık operasyonların gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı.

TERÖRLE MÜCADELEDE İHA’LARIN ÖNEMİ
Türkiye, 1980’li yıllardan bugüne terörle aktif bir şekilde mücadele ediyor. Terörle mücadelede, hep yurtdışı kaynaklı silahlara muhtaç kalan TSK, en gerekli anlarda bu silahlara ulaşamadığı için can kaybı yaşadı. Gerekli avcı-bombardıman tipi savaş uçaklarına sahip olmayışımız, yerli destekle ‘bombardıman özelliği’ güçlendirilen F-16’larla ve İsrail’de modernize edilen F4-2020 Terminatör tipi uçaklarla bir nebze giderilse de, sürekli havada kalarak, askeri çatışma anında koruyan, teröristleri 7/24 gözlemleyerek, sızma yapacakları noktaları komuta merkezine haber veren araçların eksikliği TSK bünyesinde hep çekildi. Bu ihtiyacı gidermek için önce Super-Kobra tipi helikopterleri almak isteyen Savunma Bakanlığı yetkilileri, Predator gibi kendini kanıtlamış İHA’lara da yöneldiler. Aldığı her ret cevabıyla usanan Türkiye, 2004 yılında ilk adımı atarak milli İHA projesini başlattı. ANKA ve ilk silahlı İHA’mız Bayraktar Taktik İHA ile hayali gerçeğe dönüştüren Türk Savunma Sanayi, terörle mücadelede TSK’nın ihtiyaç duyduğu araçları sağlayacağı konusunda kendini kanıtladı. Bayraktar Mini İHA, 60 bin uçuş sortisi üzerindeki görev tecrübesiyle, sınırlarımızdan içeri sızmaya çalışan teröristleri 2007 senesinden beri fark ediyor. Teröristlerin telsiz konuşmalarına yansıyan, ‘İHA korkusu’ bu silahların önemini gözler önüne seriyor. Fırat Kalkanı Operasyonu’nda aktif olarak kullanılan Bayraktar Taktik İHA, DAEŞ hedeflerinin yok edilmesinde başarısını kanıtladı. Türkiye, uzun menzilli obüsleri, Fırtına’lara koordinat taşıyan, hedef gösteren İHA’ları ile bugün artık dış alıma kendini kapamış, yerli üretimle kendi kendine yetebilen ülke konumunda.

TÜRKİYE’YE SATILMAYAN SİLAHLAR
Terörle mücadelede etkin rol oynamak isteyen her ordu, gözlem yeteneği yüksek, yer unsurlarını gerektiğinde imha edebilen, savaş halindeki birlikleri havadan destekleyen araçlara ihtiyaç duyar. Türkiye bu araçlara 1990’lı yıllarda Bell firmasının ürettiği AH-1W Super Kobra saldırı helikopterleriyle sahip oldu. Ancak 10 adet gönderilen saldırı helikopterlerinden sonra Türkiye’nin ‘insan haklarına karşı suç işleyeceği’ gerekçesiyle yeni helikopterler satılmamaya başlandı.

ATAK T129

ATAK T129

Yapılan tüm itirazlara rağmen çeşitli bahanelerle geri çevrilen Türkiye’ye 2012 yılında ‘sus payı’ olarak 3 adet Super Kobra gönderildi. O tarihe kadar terörle mücadelede 4 adet helikopterini kaybetmiş olan TSK, elindeki saldırı helikopteri sayısını ‘zorla da olsa’ yeniden 9 adete yükseltti. Türkiye yalnızca ‘saldırı helikopterleri’ almakta geri çevrilmedi. Aynı görevi üstlenecek olan ABD üretimi Predator’lara talip olan TSK, yine aynı bahaneyle (insan hakları ihlali gerçekleştirileceği endişesiyle) istediği silahlara kavuşamadı. Terörle mücadelede etkin silahları dış kaynaklı elde edemeyen Türkiye, kendi kaynaklarına dönerek Milli Savunma Sanayii’nde dünyayı kıskandıracak adımlar attı. 2009 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştiren T-129 Atak saldırı helikopterleri yüzde 60 yerli üretimle TSK’nın kullanımına sunuldu. İtalyan Agusta firmasının ürettiği A129 Mangusta saldırı helikopterlerinin yerlileştirilmiş ve büyük oranda geliştirilmiş versiyonu olan Atak helikopterleri, bugün terörle mücadelede etkin anlamda kullanılıyor. Envanterde 16 adet bulunan helikopterlere bu yılın sonuna kadar 16 yeni Atak daha eklenecek. Böylece, Bayraktar Taktik İHA ile Atak helikopterleri, Türkiye’nin terörle mücadelede etkin olarak kullandığı, terör unsurlarını daha sızma gerçekleşmeden imha edebilen, içimizi yakan şehit haberlerinin gelmemesini sağlayan vazgeçilmez araçlar olarak envanterdeki yerini alacak.

TÜRKİYE’DE HANGİ FİRMALAR İHA ÜRETİYOR?
Üretimin çeşitlenmesi ve rekabetin sağlanması için bir ürünün birden fazla firma tarafından üretilmesi önem arz eder. Türkiye milli İHA’sını üretirken, birden çok yerli firmayla anlaşarak, çeşitli İHA’ların üretilmesine ön ayak olmuş, böylece ihtiyaca yönelik İHA üretimi hız kazanmıştır. İlk olarak TUSAŞ-TAI’ye verilen görev ANKA’nın doğuşunu sağlamış, 2005 yılında KaleBaykar’ın ürettiği Bayraktar Mini İHA ile TSK’nın ‘gözlem kabiliyeti’ arttırılmıştır.

ANKA

ANKA

2007 yılında TSK’nın hizmetine giren Bayraktar Mini İHA, 300’ün üzerindeki üretim sayısıyla, Türkiye’ye sızmaya çalışan teröristlerin korkulu rüyası haline gelmiş, 60 binin üzerinde uçuş sortisiyle de güvenilirliğini kanıtlamıştır. Bayraktar Mini İHA, 2012 yılında Katar’a
HÜRKUŞ

HÜRKUŞ

gerçekleştirilen ihracat ile Cumhuriyet tarihinde ilk kez yurtdışına satılan hava aracı unvanını almıştır. Ayrıca 2004 yılında İHA teknolojisi için AR-GE yatırımına başlayan Vestel firması, 2007 yılında mikro İHA’ları Arı ve Efe’yi geliştirerek sahaya adımını atmış, 2013 yılında ürettiği Karayel ile de milli İHA üretiminde adını duyurmaya başlamıştır. TSK bünyesinde kullanılan Karayel, kötü hava şartlarına dayanıklılığı ile güven sağlamış, kış dönemi terör unsurlarını gözlemleyen silahlı kuvvetlerimiz için vazgeçilmez hale gelmiştir. Ayrıca Aselsan üretimi helikopter türevi Arı 1T, 10 kilometrelik menziliyle üs bölgelerinde güvenliği sağlarken, yine KaleBaykar üretimi Malazgirt Mini İHA, dünyada yeni örneklerini görmeye başladığımız ‘VTOL’ dikine inme özelliği olan İHA’lar arasında yerini aldı. Öte yandan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin ürettiği METU GüvenTürk Mini İHA ve METU Taktik İHA, yeni projelerin geliştirilmesinde önemli AR-GE çalışmaları arasında gösteriliyor.

EĞİTİM UÇAĞINDAN KENDİ UÇAĞINI ÜRETMEYE GİDEN YOL
2006 yılında Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ile TUSAŞ tarafından imzalanan anlaşmayla geliştirilmeye başlanan Hürkuş eğitim uçağı hızla AR-GE çalışmalarını tamamlayarak 29 Haziran 2013’te ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. Eğitim amaçlı (A) ve askeri amaçlı (B) kullanım için geliştirilen Hürkuş’ların 2018 yılı itibarıyla Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesi bekleniyor. Tamamen elektronik ve dijital göstergelerle donatılan Hürkuş, elektronik altyapısıyla kendi uçağını üretmek isteyen Türkiye’nin ‘teknolojik altyapısını’ sağlayacak yerli uçağa giden yolda bir ANKA basamak oluşturacak.

FavoriteLoadingBeğen